Sadi Somuncuoğlu
Kudüs ve Lozan üzerine
26/12/2017

Trump, uyarılara kulak asmadı; Büyükelçiliğin Kudüs'e taşınacağını ilân ederek, ateşle oynadı. Barış süreci baltalandı; ABD'nin arabuluculuk görevi sona erdirildi. Kendini dünyanın lideri sayan süper gücün; Filistin'de yaşananları; hukuku ve insanlığı hiçe sayarak misyonunu nasıl kaybetmekte olduğu, ibretle görüldü. İsrail, Trump'ı kışkırtmayı başarmış olabilir. Doymak bilmeyen işgalciliği ve uyguladığı vahşetle, sadece Müslüman dünyasında değil, bütün insanlığın vicdanında mahkûmiyetini perçinlemeyi sürdürdüğü, bir defa daha ortaya çıktı. Bütün bunlara aldırmayabilir; kâr sayabilirler, ama unutulmamalı ki, zulmün sonu yoktur; insanlık tarihi, bunun şahididir.

Bu acı olaylar; İslâm, Hristiyanlık ve Museviliğin mukaddeslerinin bulunduğu mekânda yaşanmaktadır. Kendilerinin dışında hiçbir dinin mukaddesine saygı göstermeyenlerin elindeki bir Kudüs'ün akıbetini düşünmek bile istemeyiz. Bu mukaddes bildiğimiz yerleri, geçmişte biz Türkler de dört asır [1517-1917] yönetmek şerefini taşıdık. Tarih şahittir ki; Hristiyan ve Musevi dinine ve inananlarına, derin bir hürmetle muamele ettik. Adil yönetimimizden her dinin mensubu razı oldu ve huzur buldu. Bu gerçekler, hangi milletin inançlara ve insan haklarına saygılı olduğunu göstermeye yetmez mi? Üstelik, 100 yıl öncenin Türk Milleti ile günümüzün dünya lideri(!) "barışın", "insan haklarının", "demokrasinin" ve "özgürlüklerin" savunucusu kesilen Amerikan, İsrail ve yandaşlarının milletlerini lütfen kıyaslayınız; karşınıza gerçekten nasıl bir insanlık ve medeniyet abidesinin çıktığını görünüz; bununla da, ne kadar iftihar etmeye hakkınız olduğunu düşününüz.

Bu sonuca iki medeniyetin farkı da, diyebiliriz.

Silah gücüne dayanarak yapılan fütursuzca saldırıya karşı, insanlık susmadı; konuştu. Araplar, Arap Birliği Teşkilatı'nı; Türkler, İslâm İşbirliği Teşkilatı'nı toplayarak, gerekli uyarıyı yaptı. İslâm İşbirliği Birliği Teşkilatı, Doğu Kudüs'ü,  Filistin'in başşehri ilân ederek iki parçalı bir Kudüs düzenini çözüm olarak ortaya koydu. Tabii, İsrail'in işgali altında bulunan Filistinliler başkentlerini Ramallah'tan Doğu Kudüs'e nasıl taşıyabileceklerdir; bu mümkün mü? Bilmiyoruz. Acaba; Kudüs, Birleşmiş Milletler'in temsilcileri ile İsrail ve Filistin temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından, tespit edilen esaslara göre yönetilse; daha uygun olmaz mı? Böyle bir uluslararası statü verilmeden Kudüs'ün huzur bulması, bölgede barış ve güvenliğin sağlanması çok zor görünüyor. "Güç bizde" diyenlerin karşısına, uluslararası bir camianın çıkmasıyla, tabii mümkün olduğunda, sürdürülebilir bir istikrar ve barışın tesisi daha uygun olacaktır.

Yunanistan Lozan'ı neden savundu?

Lozan tartışmaları, Trump'ın Kudüs çıkışına takıldı. Geçen yazıda da üzerinde durmuş, sormuştuk. Yunanistan Lozan'ı neden savundu? Cumhurbaşkanı Erdoğan, güncellemekten bahis açtı; biz böylesine şaşırtmacalara alıştık. Lozan'a sahip çıkmaktan vazgeçip; tartışmaya açıverdik! Devletin hangi kurumunda, ne maksatla böyle bir karar alındı, diye de düşünmedik. Kapı açılırsa, Batı'nın mal bulmuş mağribi gibi üşüşeceğini, sağır sultan da biliyor; Sonra da evdeki bulgurdan da olacağımızı da... Malum ama nasıl oldu da, hep Lozan'a karşı çıkan Yunanistan, aynı anda "Lozan değişemez" demek ihtiyacını duydu? Anlayan beri gelsin!.. Bir haftadır düşünüyoruz, ancak doğrusu, makul bir cevap bulamadık. Cumhurbaşkanı Erdoğan neden; Lozan'a rağmen Ege adalarını silahlandıran, karasularımız içindeki adalarımızı alenen işgal eden, emrivaki ile karasularını 12 mile çıkarıp Ege denizini kendi gölü yapmaya çalışan, uluslararası hava sahasındaki uçaklarımızı, sınır ihlali yapıyorsun yalanıyla taciz neden, Müslümanların seçtiği müftüyü ve Türk olduğunu söyleyen soydaşlarımızı cezalandıran Yunanistan'a, "Komşu Lozan'ı ihlal etme. Bak ben Ortodoks Rumlara Lozan'ın tanıdığı her hakkı veriyorum. Mütekabiliyet esasına göre sen de Batı Trakya'daki, soydaşlarımızın haklarını ver" demiyor da; sadece müftü seçiminden bahsedip, sonra da Lozan'ı güncelleştirelim tartışmasını yapıyor?    

Acaba diyoruz, Yunanistan tarafıyla ben böyle, siz de öyle konuşun bakalım, ne olacak diyerek roller mi değiştirildi? İyi de, egemenlik, devlet, vatan üzerine böyle bir şey olabilir mi? Bu işin şakası olur mu? Bu acaba da hoşumuza gitmedi. Gerçek sebebi bilenlerden yardım bekliyoruz.

Zarrab, Man, Suriye, Rusya, Irak, bölücü terör, çöken devlet kurumları, iflasa doğru giden ekonomi, bozulan ahlak derken, kamplaşmalar ve yüksek tansiyonla nereye gidiyoruz? Bütün bunları ve devamını, kimseyi istatistiklerle aldatmadan, gündemi perdelemeden, aklıselimle düşünmenin ve konuşmanın zamanı gelmedi mi? 

 



178 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Tebrizli bir Türk'ün hikayesi - 05/09/2018
Sadi Somuncuoğlu
Asıl mesele? - 15/07/2018
Sadi Somuncuoğlu
AB Değerleri ve Teslimiyet (!) - 06/07/2018
Sadi Somuncuoğlu
Seçimler ve sonrası - 06/07/2018
Sadi Somuncuoğlu
Tarihi silmek ve yok olmak - 01/07/2018
Sadi Somuncuoğlu
Ses getiren eserler - 17/04/2018
Sadi Somuncuoğlu
Kongre ümit verdi - 10/04/2018
Sadi Somuncuoğlu
MGK açıklaması üzerine - 04/04/2018
28 Mart 2018'de toplanan MGK, ülke meselelerini görüştü ve bir sonuç bildirisi yayımladı. Bildiride maalesef, üzerinde durulmayı gerektiren ilginç tespit, çelişki ve yetersiz söylemler var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
AB güncellemesi! - 24/03/2018
Sadi Somuncuoğlu
 Devamı