Nevval Sevindi

Nevval Sevindi
Şu soyağacı meselesi
28/02/2018

Çocukken de, antropolojiyi seçip okuduktan sonra da geçmiş hep ilgimi çekerdi. Yaşlılarla konuşmayı severdim. Soy sop merakım vardı. Nereden gelmiştik? Bu kadar geniş coğrafyadan gelmiş sülalem, bu coğrafyada savaşmış dedeler…. Elbette kimsede öğretme merakı yoktu. Bir çok torun arasında ben meraklıydım.

Antropolojiye dalınca dünyayı okudum, Batılıların bu konudaki titizliği ilginç geldi.

Ülkemizde eskiden bir çok insana “erikler olunca, kar düşünce doğdun’’ denirken, Batılılar kayıt tutuyorlardı. Papazlar günlük tutmak zorundaydı ve Kilise de doğum-ölüm kayıtları tutardı.

Bizde evdeki Kuran-ı Kerim’in sayfa kenarlarına yazılırmış. En yaşlı olan, bebeğin kulağına ismini söylerdi.

50'LERDE BAŞLAYAN FURYA ANILARIMIZI SÜPÜRDÜ

Thomas Mann’ın Buddenbrook ailesini anlattığı eserinde, aile defterinden elde edilen bilgilere göre, ilk adı geçen Buddenbrook 16. yy.’ın sonlarında Parchim’de yaşamıştır. Bu aile defteri, ailenin gelenekleri hakkında bilgi verir ve önemli olaylar aile bireyleri tarafından bu deftere işlenir. Ailenin İncil'i nesilden nesile en yaşlı temsilcisine verilir.

50’lerde başlayan dalga “Eski eşyalarınızı atın” şeklindeydi… Bu furya; anıları, gelenekleri süpürdü. Bakırlar, dökümler, Türk mutfağına özgü formlar (kulaklı gibi) ve isimler çöpe atıldı. Plastikler, alüminyumlar onların yerine geçti. Sedirler, divanlar koltuklara dönüştü. 70’lerde birbirine fotokopi gibi benzeyen evlerden hayrete düşerdim. Tek elden çıkmış gibi… Mimariden nasibini almamış apartmanlar ve iç mekanlar…Bahçesiz ve ruhsuz betonlar,  “asfalt” diye nam alan cahil belediye başkanları her yanı asfalta, betona boğarken devamlı yıkım yapıyordu.

Eski kötüydü, yeniyi tarif eden yoktu.

"HAFIZA KAYBI" ÇOK YAYGIN

Dedesini merak etmeyenlerin şimdi “soy sop” merakına düşmesi, düşerken birçok komikliğin yaşanmasına da neden oluyor. Dedesinin adı garip geliyor, “Galiba Ermeni, Rum” diyor kendi kendine; müthiş bir yetenekle! O isim Arapça ve Allah’ın 99 sıfatından biri, ancak artık isim olarak konmuyor. Google hazretlerine de bakmıyor.

Çocukları, “aksansız yabancı dil” öğrensin diye eziyet çeken, tonlarca para saçan ana babaların yanı sıra çok erken yurtdışına gönderilen çocuk ve gençlerin “hafıza kaybı” çok yaygın.

Onlar kopup gidiyorlar. Olmayan kimliği ve kültürel boşluğu yaşadığı kültürle dolduruyor.

Hatta 1831’de misyoner raporlarından öğrendiğimiz, Yunan İsyanı sırasında Argos adasında, ailesi öldürülen Mustafa Ali isminde bir Türk çocuğu, bir İngiliz kaptanın vasıtasıyla İngiltere’ye götürülür. 1824’te İngiltere’de eğitilen Mustafa Alii, Türklerden nefret etmeye başlamıştır, ancak başındaki sarığa dokunulmasına aşırı öfkelenmektedir. Bir gün buna yeltenen birine tabanca çektiği de kayıtta var.

Bu gün de sarığı olmasa (pasaportu) Türk kimliği olmayan çok insan görüyoruz.

YUNANİSTAN ÖRNEK GÖSTERİLİR

1819’da Anadolu’ya gelen Amerikalı misyonerler, neredeyse üç yüz yıldır varolan Cizvitler, Katolik misyonerlerle nasıl savaşacaklarını düşünürler. Onlar güçlüdür. Yanlarında İngilizleri bulurlar, çok yardım alırlar. Hatta çoğu yerde ortak olurlar.

Hellenperver Amerikalılarla İngilizler çok uyumlu misyoner politikası izler. İncil merkezli politikaları Osmanlı’dan milli devletler yaratmaktır. Istırap içindeki Yunanlılara bağış toplama, propaganda en üst safhadadır. Misyoner eğitiminden geçen Protestan olan Rumlarla, Ermeniler en iyi eğitimi alır. Osmanlı sarayında hekim olmaktan tutun da en üst bürokrasi unvanlarıyla donanmaya kadar yükselirler. Tüm yetkilerini onları eğiten misyonerler için harcarlar elbette. Amerikalı misyonerlerin İstanbul’da Ermeni misyonu kurdukları tarih 1831.

Bağımsızlık kazanan Yunanistan onlara örnek gösterilir. Siz de yapabilirsiniz….

Amerikan Board 1839’da müstakil misyoner okulu açması için Hamlin’i gönderdi.

Bebek’te bu okul açıldı.

Fransa, Ermenice kürsüsünü 1810’da kurdurmuştu. Neden? Hamlin’in de hayretle gördüğü gibi farklı din, dil, ırk ve milletten insan okula geliyor ve Türkçe konuşuyordu. Özellikle Ermenilerin çoğu Ermenice bilmiyordu. Eski ve yeni Ermenice eğitimine son hız başlanırken Amerikan Board itirazlarına rağmen Hamlin İngilizce öğretmeye başladı.

Hepsi için anlaşma dili ve üst kimlik varken Türkçeyi yok etti… Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyada, her kesimden insan bir üst dil olarak Türkçe konuşuyordu oysa. Dilin kültürle, düşünce kalıplarıyla, dinle, bilimsel terminolojiyle, kısacası kimlikle olan bağlantısı aşikardır.

O nedenle Türkçe yerine İngilizceyi koymayı başardı. Robert Kolej de bunun en başarılı örneği oldu. Yetişen elitler de İngilizce rüya gördü!

Yunan, Ermenilerden sonra Bulgar çocukları eğiterek, Bulgaristan bağımsızlığının temellerini oluşturan Bulgar öncüleri yetiştirdiler.

Arka planda hepsi “Tanrının Hizmetine” hazırlanan, misyoner ruhla kimliği gelişen liderlerdi.

BULGARİSTAN'DA TÜRKÇE KAYBOLAN DİLLER ARASINDA...

1800’lerin sonuna kadar Amerikalı misyonerler Anadolu’da 400 misyon istasyonu kurmuştur. 1855’te yayınlanan Hatt-ı Hümayun ile de Türklere, Müslümanlara Hıristiyanlığı tebliğ etme fırsatı da doğmuştur.

Ermeni öğrenciler Müslümanların Protestanlaştırılması projesiyle özel olarak ilgilenmişlerdir. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde de özel projeler devreye girdi. Yahudiler de elbette ilgi alanındaydı misyonerlerin. 1860’da gündemlerinde Türk gençleri vardır.

İncil Anadolu’da ne kadar dil varsa, antik dönemleri dahil çevrildi. Türkçeye de çevrildi.

Bugün Bulgaristan’da Türkçe kaybolan diller arasında... 1911’de başlayan asırlar önce Müslümanlaşmış Bulgarların tehdit, işkence ve sürgünle yeniden Ortodoks Kilisesine sokulması, misyoner yardımlarıyla oldu. Türkler ise soykırıma uğradı, Balkanlarda etnik temizlik yapıldı. Bulgar bağımsızlığı için Bebek Koleji'nden Amerika’ya giden mektupta şunlar yazıyordu:

"Gördüğümüz ama önem vermediğimiz bu tohumun sessizce yeşermesi ve çoğalması bizim küçük Bebek Koleji’nde oldu”*

KİM OLDUĞUNU BİLMEYENİN, SOY-SOPTAN BİR ŞEY BULABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL

Robert Kolej, misyonerlerin “Hıristiyanlaştırma” amacı yerine “Amerikanlaştırma” hedefi koymuştur. Daha sonra hızla gelişen teknolojiler de bu amaca dönük kullanılmıştır. Film sanayi, radyo ve yazılı basın ve ondan sonra gelen televizyon hep bu amaçla var oldu.

Ben hepsi İngilizce bilen Türklerin birbiriyle bu dili konuştukları ortamları gördüm, yaşadım. Türkiye’de Türkler İngilizce muhabbette…Türk öğretmenin Türk öğrenciye İngilizce sosyal bilim, fen anlatmasını hayretle karşılamışımdır. Çocukların dilleri oldu, kimlikleri olamadı!

Arkadaşlarıma gençken sorduğumda aile büyükleriyle hiç konuşmadıklarını, sıkıldıklarını anlatırlardı. Nereden geldiklerini pek bilmezlerdi. Sol ideoloji “evrensel” hayali bir ülkeye, sağ, dinci ideoloji “ümmet” yeterli diyerek gençlerin hafızalarını sıfırlamıştır. Bugün yaşları 60/70’lerinde insanlardan birçok pişmanlıkla dolu hikaye dinliyorum.

Bunların “soy sop”la ne ilgisi var derseniz hemen söylemeliyim ki, kim olduğunu bilmeyenin soy soptan bir şey bulması mümkün değildir.

Hayali kimlikler bulabilir zihniniz size… Zihin en büyük aldatıcıdır. Kullandığınız dillerin ve kültür dünyalarının, ideolojilerin uydurduğu hayali dünyaların esiri oluverirsiniz. Ama soyunuzu sopunuzu tanımış olmazsınız.

Ben kuşaklardır yapılan yemeklerimizi, geçmişin anılarını önemsiyorum. “Annem öldü artık o yemeği yapan yok” diyene neden öğrenmedin diyorum “zordu”diyor!

Hayatı kolaylıklar, atalet, kopyacılık, moda, popülist değerler, çıkarlar üstüne kurarsanız aileyi, soyu sopu bir arada tutmak mümkün olmaz.

Türklük bir kültür dünyasıdır. Hafızadır. Binlerce yıllık tarihtir. Türkçedir.

Soyum sopum bir çok farklı milliyetten oluşabilir, ancak kültür dünyam, dilim ve ruhum Türk’tür.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
541 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Türkiye'de ne yapmak istiyorlar? - 22/05/2018
Nevval Sevindi
Türk Ordusu Kıbrıs'tan tasfiye ediliyor - 04/05/2018
Nevval Sevindi
Türkiye tehlikeyi görmek zorunda - 17/04/2018
Nevval Sevindi
Türkler neden böyle kandırılıyor - 21/03/2018
Nevval Sevindi
Atatürk'ün ardında Türk kadını vardı - 15/03/2018
Nevval Sevindi
İran'da sonunda ne olacak - 06/01/2018
1979 devrimiyle önemli farkı bir lideri yok. O liderin örgütlediği camiler ve propaganda araçları kasetler yok… Yani organize değil…
TÜRK MODERNLEŞMESİ BAŞARISIZ MI? - 26/12/2017
Siyaset bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Şerif Mardin, cumhuriyeti temsil eden ‘öğretmenin’ cami, imam, tekke ve esnaftan oluşan mahalle yapısına karşı kaybettiğini söylemişti.Şimdi de moda “zaten yüzeysel bir modernleşme projesiydi tutmadı” demek!!
Türkiye'nin petrolü fındık - 27/11/2017
Fındık zamanı sadece “para”nın tartışıldığı bir mesele gibi…
Kadın sorununu neden çözemediler - 07/11/2017
Aile konusu 100 yıldır Rusya’da tartışma konusudur. 1917 devriminden sonra kadınlar yasal haklarla donatıldı. Tüm aile ilişkileri yeniden yapılandırıldı.
 Devamı