Nihat GENÇ

Nihat GENÇ
Güncelleme dediğinizi biz bin yıl önce yaptık
04/04/2018

Ne güzel araziyi uymuş yazı yazmadan usul usul sıvışıyor çaktırmadan uzaklaşıyorduk bu köşeden, Tayyip Bey 'komünistler'diye ayağa kalkınca, bir kaç cümle yine şart oldu.

Ortada Sovyetler'e bağlı bir siyaset (komüntern) kalmadı ama Tayyip Erdoğan'ın soğuk savaş günlerinden kalma kini canlı dipdiri yaşıyor.

Günümüzde komünist ortaklaşmacı kamucu bir siyaset olarak anlaşılır, olmasın mı?

Ve insanlar şeriatçı hocaların saçma sapan çağdışı fetvalarını gördükçe komünist diye küfredilen şeytanlaştırılaşan yerlere tarihlere insan ve dünya görüşlerine bir daha dönüp dönüp bakıyor.

Sadece başlıklarıyla kabaca değineceğim, detayları bir kitap uzunluğunda sürer, ancak ne zamandır ekranda dile getirsem, gençler söylediklerime büyük ilgi gösteriyor.

YÜZYILLAR SÜREN ÖLÜMCÜL BİR SAVAŞ

Anadolu'daki dini ve sosyal hayatımızda neler oldu diye şöyle bir bakıp 'alevi-bektaşilik' diye kavramlaştırmak ya da Babailer isyanı Şeyh Bedreddin isyanı diye adlandırmak çok şeyi (asıl şeyi) gözden kaçırıyor.

Mesela tarihçilerin girdiği yanlış yolun başında ortodoks islam ve heterodoks ayrımıdır. Heterodoks ana yolun dışındakiler demektir, ki Anadolu'da evrimleşen dönüşen bu yeni dini ve inançları hiç anlamamak demektir.

Oysa sorun çok basittir, Türkler Anadolu'da yeni bir din kurmuştur, işte tarihçiler bu cümleyi yazmaktan korkmuştur. Bu yeni dinin şeriatçı düzen (ortadoks islam'la) hiç bir alakası yoktur ve aksine yüzyıllar süren ölümcül bir savaşı vermiştir.

Türkler'in kurduğu bu yeni dinin kökleri Hallaçcı Mansur ve Muhiddin Arabi'ye çıkar. Hallaçcı Mansur malumunuz o meşhur 'ben Tanrıyım' deyince yakılır. Anadolu'daki bu yeni dinin bütün şubeleri Hallaçcı Mansur'a sahip çıkar. Ve insanın kendisini Tanrı diye nitelemesi şeriatçılar'ın bitmek bilmeyen hücumlarına yol açar.

Muhiddin Arabi'yi ise İslam topraklarında yaşamış en büyük insan diye gören çoktur, vahdeti vücud felsefesiyle yepyeni bir çığır açmıştır, dünya tanrının bedenidir der ve dünya içre bütün varlıklar onun parçalarıdır, ağaçlar taşlar bitkiler insanlar, herşey Tanrı'nın bedenidir, ve üstüne, bu parçaların birbirine üstünlüğü yoktur, hepimizin aynı nefes aynı canız, işte yeni dinin bu felsefesi Anadolu'yu bambaşka bir insan ve doğa ve Tanrı anlayışı içine sokmuştur. Şeriatçı (ortadoks islam)la hiç bir alakası yoktur, savaş o gün bugün sürmektedir.

YENİ DİNİN KÖKLERİ DE TARTIŞILABİLİR

Yeni dinin bir başka özelliği ta Ahmet Yesevi'den beri ibadetlerini kadın-erkek karışık yaparlar, ki, şeriatçı düzen bugüne değin bu karışık ibadete karşı gelmiştir, ve bin yıl öncede haremlik-selamlık diye ayırmadan ibadet edenlere 'mecusiler'diye saldırmayı nefes almadan sürdürmüşlerdir.

Yeni dinin en büyük diğer özelliği gayri müslimleri kendileriyle eşitlemişler ve dışlamamışlar ve herkesi 'insan' diye görmüştür, bakınız Şeyh Bedreddin isyanı.

Yeni dinin bir başka devrimi alınıp satılan köleliğe odalığa cariyeye karşı gelmiştir, şeriatçı düzen bir çok mezhebe ayrılsa de hiç bir şubesi köleliği karşı çıkmamıştır.

Yeni dinin kökleri de tartışılabilir, eski İran dinlerinin mesela mazdeizm herşeyi bölüşen kamucu bir inançtı, hatta kadınlar dahi bölüşülüyordu, bu yeni dine saldıranlar bu yüzden bunlar kadınları dahi bölüşüyor diye kelle kesiyordu, bu yüzden Ahilik'i bir daha okuyun (bakınız google: Ahi Ansiklopedisi) Şeyh Bedreddin isyanını okuyun, kadınlardan gayri herşey bölüşülür cümlesi vurgulanır.

 Şeriatçı düzen ibadeti iş haline getirirken, yeni din, iş'i ibadet haline getirir, iş, meslek, işte Ahilik örgütü, başında Ahi Evran, kadınlar (bacıyan) sokakta çarşıda her yerdedir, Kayseri'de kadınlar çarşısı dahi var, Moğollar kıyımdan geçirmiştir.

Yeni dinin yeni adetleri çıktı, mesela 'aşkı' merkeze aldı, 'kalb' yeni dinin dergahı haline geldi. Kalbin ıslahı eğitimin herşeyi oldu, kalp her şeyin başlangıcı olarak ayet ve ibadetten öncelik kazandı.

Yeni dinin büyük kurumları ortaya çıktı, mesela tasavvuf, zikir, halaka, sema, ilahi ve vecd, yeni dinin yeni ritüelleri halini aldı, hatta ilk dönemler sarık şapka red edip dazlak gezdiler.

Mesela, anlam yorum değişti, şeriatçılarla en büyük kavga burada başladı, çünkü yeni din 'batıniliği' öne çıkardı, batinilik iç anlamı demek, yani ayetlerin görünen anlamı dışında da anlamları var, diyen, sonra hurufilik gibi sayı hesaplarıyla tuhaf ve gizli bir tarikata dahi dönüşen. Ama, bir düşünün, ne diyordu Hurufiler, asıl ayetler insanın yüzünde yazılıdır, o halde insan kutsaldır, hatta ibadete dahi ihtiyacı yoktur.

Yeni dinin bir başka kurumu, mesela 'hikmet' ortaya çıktı, ayetler dışında bambaşka bir mecra, hikmetli sözler, ayetlerle yarışır oldu, peki bu 'hikmetli sözler'i kimler bilip söylüyor, evliyalar erenler ulular, işte bu 'ulular da' yeni dinin yenileyicileri (güncelleştiricileri) olarak ortaya çıktı.

SENİ GÖRENLER 'DİLENCİ' DESİN

Mesela, yeni dinin bir başka tasavvuf ekolü 'melamilik' ortaya çıktı, nedir melamilik, iyiliklerini ve ibadetlerini gizleyeceksin, diye şart koşuyor, hatta kendini kınayacaksın, diyor. Şöyle, melamilik ilk ortaya çıktığında kibir ve böbürlenme içinde görünmemek için ibadetten dahi uzaklaştılar. Melami neşesi şuydu, Allah'ın neşesi kalbinde durmaksızın yanan bir kandildir, iyiliklerini söylersen bu kandil söner, üstünlük gösterirsen bu mum ateşi biter, körleşirsin. Eğer ölünceye kadar iyiliklerini söylemezsen bu Tanrı neşesi içinde seninle yaşar. İyilik et denize at kıyamete dek sana dönecektir.

Ve Halaç öğretisi melamilikte önceleri sır değildi, işine yeni başlayan her çırağa önce 'sen Tanrı'nın bir parçasısın' dediler, bedenine diline yediğine içtiğine yaptıklarına bu yüzden çok dikkat etmelisin, Allah'ın insanda tecelli ettiğine inanan bu inanç halen yaşamaktadır ve yapıp ettiğimiz her şeyi inanca dahil etmektedir (ayrıntıları uzundur).

 Ve yeni dinle bezenmiş mesela Ahilik, çalışmayı şart koşar, çalışmayanı insan yerine koymaz, her insanın bir işi olacak, ve yeni ahilik'in 'kardeşleme' törenleri, laz kürt arap, bir törenle kardeşleşir ve tek bir aile olurlar. Ahi Evran yardımlaşmayı öyle bir hale sokar ki şöyle der kazandığını o kadar çok dağıtacaksın ki seni görenler 'dilenci' desin.

Bir gün bu tarihi ince ince hepsini tek tek okursunuz, Anadolu'da yaşamış mesela üç büyük ulu insan çıkacak karşınıza, biri Ahi Evran, diğeri Yunus Emre diğeri Nasreddin Hoca.

Günümüzde buna Anadolu Aydınlanması Anadolu hümanizmi de deniyor.

Ancak o günden bugüne şeriatçılar bu yeni dine 'mecusilik' (komünistlik) diyor, yani İran kökenli kamuculuk, bu suçlamalar o günden bugüne devam ediyor.

Ayrıca bugünlerde Mevlana'dan bahisle bu yeni dine 'sevgi dini' diyenler de var, bu yeni dinin Sarı Saltuk gibi Balkanlar'da kolayca yayıldığını göstererek 'hafif İslam' diyenler de var.

Gerçek şudur, bu yeni din bambaşka bir dindir, mesela, bu yeni dinin en büyük özelliği Ahmet Yesevi'den bugüne 'Türkçe'yi şart koşmuştur, ozanları uluları hepsi nedense Türkçe kavgası vermiştir.

Gerçek şudur, bu yeni çıktığı günden beri saltanat ve padişah dinlememiştir.

Kısacık özetimizi toparlarsak, Türkçe konuşan, insan merkezli, köleliğe karşı, kazandıklarını bölüşen, kalbini (vicdanını)dinleyen, kalbiyle konuşan, herkesi eşitleyen, bir anlayış'tır.

Ve bir çok araştırmacı şeriatçı düzenle bu kadar derin keskin ayrımları görmezden gelip ya da yeni bir husumet hırlık çıkmasın diye bunun adına 'halk islami' diye yuvarlayıp geçiştirmişlerdir.

MEVLANA SÖZ'DÜR, AHİ EVRAN EYLEM

Yunus Emre'nin aşk yere göğe direktir, sözü çok şeyi anlatır, özüm özüme secde kılarım, sözü çok şey anlatır, ve Yunus'un şeriatçılar'a karşı şu sözleri de hangi savaşlardan kalmadır unutmayın: 'Hakikat bir denizdir şeriat gemisi, çokları gemiden çıkıp denize dalmadılar.' Yunus Emre şiirlerinde ahilik ve melamiliği özellikle vurgulayarak bu savaşın nerede durduğunu, tarafını bize çok net söylemektedir.

Mesela Ahi Evran, meslek ve sanat erbabı olmayı şart koşar ve kimseye yük olmadan hayatlarını kazanmalarını ister, kimseye muhtaç olmamak, ahilik'te ahlak'ın herşeyidir ve bölüşmek ahi'likte her şey'dir.

Oysa bu yeni dine göre kurulmuş Mevlevilik de aşktan çıkar ama Ahilikle Ahi Evran'la birbirine hiç benzemez.

Mesela Mevlana aristokrasiyi sever, sarayı sever, ihsanı sever, çocuklarına vakıfların beleşten tahsis edilmesini sever.

Oysa Ahi Evran dilenmeyi ihsanı ahlaksızlık görür.

Çünkü Mevlana söz'dür, Ahi Evran eylem'dir, iş'tir.

Mevlana düzeni bozulmasın diye Moğollarla dahi yumuşakca işbirliğine girer, Ahi Evran ise düşmana karşı savaşır, onbinlerce ahinin kellesi gider.

Mevlana hikmetli sözlerden söz oyunlarından hikayelerden şiirler çıkartır, Ahi Evran hikmeti, deriden maddeden işinden zannaatkarlığından çıkartır.

Mevlana Allah'a dönerek (semayla) yaklaşır, Ahi Evran işinin başında çalışarak.

Mevlana aşkın yanında yer yer aklı da öne çıkartır, Ahi Evran, aklı sözle ve felsefeyle değil bizatihi bilimsel çalışmayla öne çıkartır.

Mevlana, havas'tır (üst tabaka).

Ahi Evran halk'tır,.

Mevlana dostlarıyla sözleriyle seçkincidir, Ahi Evran, hakkı, halkın içinde olmakta görür.

Mevlana ruh'tur, Ahi Evran ter'dir.

Ahi Evran 'örgütçüdür'.

Kısaca Mevlana şairdir, Ahi Evran bilim adamıdır.

Mevlana'nın arkasında Selçuklu ve Moğol saraylarından dostları vardır, Ahi Evran'ın ahileri Türkmen halkından başka kimsesi yoktur.

Kazancı çalışmayı üretmeyi bölüşmeyi kardeşleşmeyi o günden bugün halka öğretenlerin sayısı çok azdır, halkı örgütleyen insanların o gün bugün halktan başka kimsesi yoktur.

Cumhuriyet herkesi eşitleyen yurttaşlık ve hukuk kurumlarıyla, Anadolu'da yeni bir din kuran bu ulu erenlerin özetidir, günümüzde insanı merkeze koyan, insanı eşitleyen, insanı herkesle kardeş kılan Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınların kökeni bu soylu isyan tarihidir.

Bu büyük hikaye, Feridüddin Attar'ın Mantıkut-Tayr'daki 'simurg' hikayesiyle başlar, kuşlar bir gün kuşların padişahı bulmak için aramaya başlar, kuşların padişahı Kaf Dağı'nın arkasındaymış, bir ömür verdikleri mücadele sonrası, Kaf Dağı'nın ardına giderler, ne görsünler, Kaf Dağı'nın arkasında kendilerinden başka kimse , Allah, Tanrı, Baba, Büyük, Saray, Padişah, yani peşinden gidilecek biri yoktur.

Kaf Dağı'nın ardına bakarlar, kendilerinden başka kimse yoktur.

Bugüne değin böyledir, KENDİMİZDEN BAŞKA KİMSEMİZ YOKTUR.

Aşkın tecelli ettiği doğanın parçasını taşıdığımız bedenimizden başka kimse yoktur.

 Bu büyük insanlıkla kardeşleşmekten ve bölüşmekten başka şansımız yoktur, bir olmak, bütünleşmek, işte herkesle eşit olmak, ahlağımız siyasetimiz Tanrımız ülkemiz dünyamız her şeyimiz, işte bu kadarcık kısacık bir hikayedir.

Sarayımız yoktur, torpilimiz yoktur ağamız dayımız yoktur.

'Sorar insan aşk nerdedir nerde istersen ordadır. (Yunus).

Aşk çalışan ve bölüşen ve dokunan ellerimizdedir.

'Muradına ermeden can vermeyen yiğitler' (Yunus), ah benim solcu kardeşlerim, bu sultanlar bu beyler bin yıldır hiç değişmedi, savaşımız hala Babailerin Torlak Kemallerin bıraktığı yerdedir.

Ne diyor Yunus: 'Batmış dünya malına bakmaz dünya haline'.

Ne diyor Yunus: 'Beyler azdı yolundan bilmez yoksul halinden'.

Ne diyor Yunus: 'Ben başı kavgaya verdim...'

Ne diyordu bin yıl önce kelleleri kesilenler, biz öleceğiz ama yine dirileceğiz.

Şeriatçılar, siz İsa mısınız yeniden dirileceksiniz, dediler.

Hayır, bu topraklarda bizim gibi düşünenler yeniden doğacak yeniden gelecekler.

Bu başı kavgaya veren yüzbinler milyonlar hala bu topraklarda hala aynı insanlık ateşiyle aynı aşkla başını kavgaya vermek için sırasını beklemiyor mu?

Başını kavgaya vermek için hala başını dik tutmuyor mu?

Kardeşlerim, Türkler bin yıl önce günümüzün moda deyimiyle güncelleşmeyi çoktan yapmıştır, yukarıdaki felsefeleri dinden saymayıp çıkarttığınızda elinizde sadece iki yobaz cübbeli hoca kalır, gerçek budur, bu yüzden camiler bomboştur, ve ama hayata ve insanlara kalbiyle aşkla coşkuyla eşitleyerek bölüşerek bakan insanların sayıları ve gücü daha fazladır.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
314 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kediciklere operasyon yapılırken nereye saklandılar - 15/07/2018
Nihat Genç
Atatürk'ün gerçek devrimi kurultaydır - 06/07/2018
Nihat Genç
Faşist diktatörlük mü kuruldu? - 01/07/2018
Nihat Genç
Havalara sıçrayıp, mübarek Kandil Gecesi Amerikan füzelerine secde ediyorlar - 17/04/2018
Nihat Genç
Mehdilik makamına Erdoğan mı geliyor - 15/03/2018
Nihat Genç
Erbakan Hoca bu isimler için “Siyonizmin uşaklığını yapıyorlar” demişti - 04/03/2018
Erbakan Hoca'ya baş kaldırıp Erbakan hocayı arkadan hançerleyip 'milli görüş'gömleğini çıkartanlar bu kadrolar değil miydi?
80 yıldır süren CHP düşmanlığının altında Menderes’in o sözleri var - 27/02/2018
Nihat Genç
Palto - 07/02/2018
Lavlar yine eskisi gibi hızla beyninde akmaya yine bezleri ıslatıp sünger gibi emsin, telaşla alnını ensesini kulak artlarına her dakika başı silmeye başladı...
Neden sessizler - 22/01/2018
Nihat Genç
 Devamı