Hulusi Senel

Hulusi Senel
DİKKAT! 24 NİSAN; ERMENİLERİN SÖZDE “SOYKIRIM” YALANIYLA DÜNYAYI ALDATMA GÜNÜDÜR
17/04/2018


“24 Nisan, Ermenilerin uydurduğu ve dünyayı aldattıkları bir tarih olup,  kendi ayıplarını ve cinayetlerini örtmeye çalıştıkları boş bir cabadır. Ermeniler sadece 1-15 Nisan 1915 tarihinde Van'da Kaya Çelebi Camisi'nin bulunduğu alanda 10 bine yakın, 31 Mart-2 Nisan 1918’de Bakü’de 50 binden fazla ve 25-26 Ocak 1992 de Hocalı’da binlerce insan katletmiştir.”
                                    ……………………………..

                                                                              Hulusi ŞENEL

Türk milleti olarak uyanık olmalıyız.  24 Nisan yaklaştı. Ermeni Diasporası yine ortaya çıkacak ve Türklerin bir buçuk milyon Ermeniyi katlettiği yalanını tekrarlayacak. Çıkar üzerine kurulmuş bu  Ermeni Diasporasının iddia ettiği gibi bir soykırım olmuş mudur derseniz cevabımız,
Hayır!

Çünkü, kendi yaptıkları soykırımları örtbas etme çabası içindeler. Eğer Ermenilerin iddia ettikleri gibi bir soykırım yapılmış olsaydı bugün Anadolu başta olmak üzere balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğuda bir Ermeni toplumu olmazdı.

Çıkarcı ve yalancı bir grup olan Ermeni Diasporası kendilerine destek olmaları için Asuri-Süryanilerede soykırım yapıldığı yalanlarını uydurup inananlarıda yanlarına aldılar .Bugün Asuri-Süryani grubuda Ermeni Diasporası ile birlikte çalışarak Osmanlının bu iki topluma soykırım yaptığı yalanlarını yaymaktalar.

24 NİSAN NEDİR?
 
      Van isyanında 10 binden fazla müslümanı katleden Ermeni çetelerinden bir grup.

24 Nisan’da Osmanlı Devleti asayişi bozan Ermeni örgütlerinin faaliyetlerini yasaklayan bir genelge yayınladı ve bu örgütlerin mensubu olan bazı Ermenileri tutukladı. Ermeniler için 24 Nisan, 1915 olaylarına izafeten bir soykırım günüdür. İlk olarak 1919’da İstanbul’daki Kutsal Teslis Ermeni Kilisesi’nde “ Yegherni Zoheri Histahaki Or - Ermeni Soykırımını Anma Günü” şeklinde anılmıştır.
Bu yıldan itibaren Ermeniler her yıl bu tarihte, iddia ettikleri sözde “ Ermeni soykırımı” nı anmaktalar. Üstelik Ermeni diasporasının etkisiyle birçok Amerika ve Avrupa ülkesi parlamentosu 24 Nisan’ı “soykırımı anma günü” kabul etti. Hatta Fransa “Ermeni soykırımı yok” diyeni cezalandırma kararı dahi almıştı.

 24 NİSAN’DA NE OLDU?
13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması’na. 61. maddesi şöyleydi:
“ Bâb-ı Âli, ahalisi Ermeni bulunan eyaletlerde yerel ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı geciktirmeden yerine getirir ve Ermenilerin Çerkes ve Kürtlere karşı huzur ve emniyetlerini sağlamayı taahhüd eder.”

Bu anlaşma ile Ermeni meselesi uluslararası bir nitelik kazandı; İngiltere, Fransa ve Rusya’nın destekleriyle Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni terör örgütleri Osmanlı topraklarında asayişi bozan birçok faaliyete giriştiler. Öyle ki 1890-1914 yıllarında İstanbul dahil Anadolu’nun birçok vilayetinde 40’tan fazla isyan girişiminde bulundular.

En meşhurları Osmanlı Bankası baskını (26 Ağustos 1896) ile Sultan II. Abdülhamid’e 21 Temmuz 1905’te Yıldız Camii’nde düzenlenen bombalı suikast girişimiydi. Düzenleyen, Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan kurmayı amaçlayan Ermeni Devrimci Federasyonu’ydu

Ermeni çeteleri Kasım 1914’ten itibaren Doğu Anadolu’da Osmanlı topraklarına yönelik Rus askerî harekâtının öncü birlikleri haline geldiler. Hatta Rus saldırısı başlamadan önce, Ekim 1914’ten itibaren Vahan Papazyan ve Karakin Pastırmacıyan gibi Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyesi Ermeniler, Kafkasya’ya geçerek Osmanlı karşıtı eylemlerde bulunmaya başladılar. Talat Paşa anılarında Erzurum mebusu Vartkes Efendi ve Taşnak komitesi üyelerine, Enver Paşa da Ermeni Patriği’ne Ermenilerin isyan ve ihtilal hareketlerine girişmeleri halinde devletin sert tedbirler alacağı uyarısında bulunduklarını yazmıştı.

Ne var ki Ermeniler uyarıları ciddiye almadılar. Aksine, Ruslardan cesaret alarak Müslüman köylerine saldırdılar. Ermeni çetelerinin eylemleri 1915’in ilk aylarından itibaren giderek şiddetlendi. Buna karşılık Osmanlı hükümeti, çete ve örgütlerin isyan hazırlığı içinde olduklarını, özellikle Ermenilerden ele geçirilen silah, bomba ve bazı şifreli belgelerden öğrenmişti. Bunun üzerine Osmanlı Genelkurmayı 27 Şubat 1915’te askerî birliklere gönderdiği bir talimatla bu tarz faaliyetlerinden dolayı ordudaki Ermeni askerlerin daha ziyade geri hizmetlerde görevlendirilmesini emredecekti.

Bütün uyarı ve tedbirlere rağmen Ermeniler isyan girişimlerinden vazgeçmediler. Sonunda 20 Nisan’da Van’da isyanı başlattılar. Unutmayalım ki, o günlerde Osmanlı ordusu Çanakkale’de İtilaf kuvvetleriyle bir hayat-memat savaşı veriyordu.

Bir taraftan Doğu Anadolu’da Rus ordusu ve Ermeni çeteleriyle mücadele, diğer taraftan Çanakkale’de dünyanın en güçlü donanmalarına karşı savaş sürerken Van isyanı Osmanlı Devleti’ni bazı tedbirler almaya sevk etti. Sonunda Osmanlı hükümeti 24 Nisan 1915’te 14 vilayete hitaben acil ve gizli bir genelge yayımladı.Taşnak, Hınçak vb. Ermeni ihtilalci örgütlerinin/komitelerinin kapatılması, belgelerine el konulması, liderleri ile zararlı faaliyetler içinde olduğu bilinen Ermenilerin tutuklanması, hatta bu kişilerden sakıncalı olanlarının başka/uygun yerlerde toplanması emredildi.

24 Nisan hadisesi Osmanlı Devleti tarafından bir genelge yayımlamak ve bunun gereğince Ermenilere yönelik tutuklama, el koyma ve başka şehirde zorunlu ikamet gibi tedbirlere başvurmaktan ibarettir. Fakat Ermeniler için 24 Nisan bir “soykırım günü”dür veya Ermenilere yönelik soykırımın başlangıç tarihidir. Bu konuda  dünyanında inanmasını istemektedirler.

ERMENİLER ÇOK ÇALIŞIYOR
 Ermeniler, dünyanın bir çok yerinde sözde soykırım anıtı dikmekte.  Düşünün dikilen bir Anıtın önünden geçen binlerce kişi 1-2 dakika ayırıp oradaki sözde soykırım yalanlarını okuduğunda, olayla ilgili bilgisi yoksa Türk düşmanı olma ihtimali büyüktür.
Başta ülke yöneticileri olmak üzere yabancı ülkelerdeki devlet temsilcileri, dernek, vakıf gibi kuruluşlarımız hatta yayın organlarımız varken, Ermeni ve diğer soykırım yalanlarını belgelerle susturacak atağa neden geçemiyoruz acaba?.
KİM  KATLİAMCI-SOYKIRIMCI ACABA…
Türk Tarih Kurumu eski başkanı, tarihçi Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni çetelerin 1914 ile 1921 yılları arasında 518 bin 105 Müslüman ve Türk’ü katlettiğini açıkladı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti tarafından Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ‘Türkiye Konuşuyor’ konulu konferansta konuşan Yusuf Halaçoğlu, ’20′nci Yüzyılda Anadolu ve Ermeni’ adlı bir sunum yaptı ve  Ermeni meselesi hakkında Osmanlı kaynaklarının yanı sıra birçok ülkenin arşivlerinden çok sayıda belgeyi incelediğini, Ermeni soykırımı olduğunu iddia edenlerin kendileriyle tartışmaktan çekindiğinide söyledi.

25/26 Ocak 1992 HOCALI KATLİAMI
Osmanlıyı soykırım yapmakla suçlamağa ve sonunda tazminat, toprak alma sevdasında olan Ermenilerin yaptıkları katliamlara/soykırımlara bir göz atalım, bakalım kimmiş soykırımcı. Daha dün sayılacak bir tarihte 25 Ocak  HOCALI’da yapılan katliamda binlerce Azeri Türkü vahşice katledildi. Bakın bu katliamda yer almış Ermeni asker Racik Dedeyan  yaptıkları vahşice katliamları nasıl anlatıyor.
“ Biz Hocalı’ya hücüm etmeden bir gün önce Quçşular etrafinda toplanmıştık. Bizim komutanımız Suren Sumbatyan bizi iki sıraya dizerek dedi: Biz bu gün Hocalı’ya gireceğiz. Karşınıza çıkan hiç kimseye acımayın.  Çocuk, yaşlı, genç, asker, kadın, kız herkesi öldürün.Evlerini yakın, camilerini yakın, dini kitaplarını (Kuranı Kerimi belirtiyor) pisleyip kendilerine yalatın. Bizim için bir amaç var intikam ve Arcaxın (Karabağ) bağımsız olması”.

Biz “ Yaşasın Arcax – Karabağ! ” diye haykırdık. Bizimle  beraber Suriye’den ve Livan’dan gelen Ermeniler de vardı. Biz Hocalıya girdik. Aynı gece karşımıza çıkan herkesi öldürüyorduk. Her sefer  müslüman Türk öldürdüğümüzde  gözümüzde intikam ateşi parlıyordu. Biz esirleri dikenli tel ile bağlayıp arabaların arkasında parça-parça olana kadar sürüklüyorduk. Suriye’den gelen Ermeniler ise onların kafasının iskeletini çıkarmak için yanlarında özel alet getirmişlerdi.  Onlar bu aletle müslüman kafa kemiğini çıkarıyor kafa iskeletlerinden eşya yapıyorlardı.

Biz küçük yaşta çocukları Hankentine götürdük. Orda bizim doktorlar onların iç organlarını aldılar. Kadın esirleri istediğimiz kadar zorluyorduk. Onların pis vücutlarına kızgın haç basıyorduk. Biz onlara yaptığımız işkenceden zevk alıyorduk. Camilerin birinde onları esir aldık. Onları camiye pislesinler diye mecbur ettik. Müslüman Türkler bunu kabul etmedikçe biz bunu ettik ve sonra onları kendi camilerinde öldürüp öz dini kitapları ile birlikte kül ettik. Onlar Allahlarından yardım  istiyordu, ama onlara kimse yardım etmiyordu.

Esirleri birbirlerini öldürmeye mecbur ediyorduk. Onlar bunu yapmadıkça biz onları işkence ile öldürüyorduk. Hamile olan müslüman kadınların karınlarını parçalayıp, bebeklerini öldürüyorduk ki,  müslüman Türkler azalsın. Onların öldürülmesi bizim için vacip idi. Çünkü bu  müslüman Türklerin kanını içmek her bir Ermeni’nin arzusu ve borcudur.”

………

31 MART 1918 BAKÜ  KATLİAMI/SOYKIRIMI
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Ermeni düşmanlığı çok uzun yıllara dayanmakta.
Son iki yüz yılda Ermeni katillerin Azerbaycanlılara karşı yaptıkları katliam ve soykırımlar  hiç zaman unutulmayacak.  Ermeni-Bolşevik birlikleri Bakü'de 31 Mart ve 1-2 Nisan tarihlerinde yaptığı katliamlar toplu olarak gerçekleştirilmiş ve  halkı acımasızca öldürmüşlerdir. Bu katliamında/soykırımda yüzlerce köy yağma edilip yakılıp, yıkılmış 50 binden fazla Azeri katledilerek soykırım uygulanmıştır. Bu nedenle 31 Mart, Azerbaycan’da her yıl “Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak anılmaktadır.

………

GERÇEKTE KİM KATLİAMCI/SOYKIRIMCI
Bugün sırf siyasi çıkar için kendi ülkelerinin yaptıkları katliamları/ soykırımları görmezden gelerek sözde Ermeni soykırımını gerçekmiş gibi  kabul eden bazı ülkelerin yaptıkları katliamlara/soykırımlara bir göz atalım; Ankara Ticaret Odası, bazı Avrupa Birliği ülkeleri ile Rusya ve ABD’nin “soykırım ve katliam sicilini” çıkardı. ATO tarafından yayınlanan raporda, 25 AB ülkesinden dokuzunun “soykırım ve katliam sicilinin” bozuk olduğu ifade edildi.

Raporda, AB üyesi ülkelerden Almanya, Belçika, Danimarka, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi”nin katliam ve soykırım sabıkasının kabarık olduğu belirtildi. İşte ATO’nun raporu;

KIBRIS RUM KESİMİ:
 “Katliamların başladığı 1912 yılından, Kıbrıs Barış Harekatı”nın yapıldığı 1974 yılına kadar 1000″i aşkın Türk, Rumlar tarafından öldürüldü.”

YUNANİSTAN:
“1829”da Yunanistan”ın bağımsızlığını kazanmasıyla Mora”daki Türkler göçe zorlandı, 20 bin Türk katledildi. 1923 yılında Lozan”da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler üzerinde sistemli olarak ‘etnik ve kültürel soykırım’ başlattı. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.”

BELÇİKA:
“1.Dünya Savaşı”nın ardından Ruanda”nın yönetimi Belçikalılara verildi. Belçika”nın sömürgesi altındaki Ruanda ve Kongo”da 10 milyondan fazla insan soykırıma uğradı.”

İTALYA:
“İtalya”nın, Libya”da 1911″den 1940″lı yıllara kadar uyguladığı imha operasyonları ve çölün ortasına kurduğu toplama kamplarında yüz binlerce Afrikalı Müslüman hayatını kaybetti. İtalya diktatörü Mussolini, Etiyopya’da ve Yugoslavya’da 300 bin insanı katletti.”

FRANSA:
“Fransa, 1830 yılında Cezayir”i işgal etti. 132 yıl boyunca Cezayir”i işgal altında tutan Fransa, 1954-1962 yılları arasında birbuçuk milyon Cezayirliyi katletti. Fransa, 1.Dünya Savaşı”nda da 900 bin Afrikalının ölümüne sebep oldu.”

ALMANYA:
“Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu”nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yaşayan 2 milyon Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü.
Almanlar 1891 yılında da hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Namibya”ya sömürge kurmak amacıyla çıktı. Adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı katletti. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.”

DANİMARKA:
“AB ülkelerinden Danimarka, 1945 yılında 250 bin Alman mülteciyi ölüme terk etti. Sovyet Ordusu”nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka”ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı ve ishal sonucu yaşamını kaybetti.”

İSPANYA:
“İspanya diktatörü Francisco Franco, ülkesinde 30 bin muhalifini öldürttü. İspanyollar Amerikalılarla birlikte milyonlarca Kızılderili”yi katletti.”

İNGİLTERE:
“İngiltere, 1788-1938 tarihleri arasında sömürgeleştirmek amacıyla gittiği Avustralya”da yerleşik yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok etti. İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı, bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 750 bin Avustralya yerlisinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.”

RUSYA:
“Lenin, 1917-1920 yılları arasında 30 bin muhalifini infaz ettirdi. 1944 yılında Rusya, Çeçen, İnguş, Karaçay-Malkarlar ile Kırım Türklerini trenlere bindirerek Sibirya ve Kazakistan”a sürgün etti. Bu sürgünde 500 bini aşkın Müslüman Türk yollarda öldü. Rusya’nın Çeçenistan”a yaptığı saldırılarda da 200 binin üzerinde sivil katledildi.”

AMERİKA:
“Amerika, soykırımlara  yüzbinlerce Kızılderilileri katletmekle başladı. Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdı. Saldırılarda çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Amerika”nın Japonya”nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı atom bombaları sonucu 135 bin kişi öldü. ABD”nin Vietnam”ı işgali ise 70 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı. ABD son olarak Felluce”de 1500 sivili öldürdü. İngiliz Tıp Dergisi Lancet’in yaptığı araştırmaya göre Irak’ta ABD işgali dolayısıyla ölen sivillerin toplam sayısı 655 bine ulaştı.”


Paylaş | | Yorum Yaz
93 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AB-D’NİN ZANGOÇLARI VE AB-D’NİN SİNSİLİĞİ.. - 14/04/2018
Hulusi Şenel
OSMANLIDA VE GÜNÜMÜZDE TÜRK DÜŞMANLIĞI!.. - 28/02/2018
Hulusi Şenel
DOĞU TÜRKİSTANLILARIN ANASI, ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN KADIN KAHRAMANI RABİYE KADİR - 22/01/2018
Rabia Kader
YABANCI ÜLKELERDE İYİ BİR İMAJ YARATAMADIK - 11/01/2018
“ Çocuklarımıza anadillerini, kültürlerini ve tarihlerini öğretmede devletin büyük ihmali olduğu da bir gerçek. “
Avustralya’da yatan iki şehidimiz var - 26/12/2017
ÇANAKKALE Savaşıyla ilgili her yıl yapılan törenlere Avustralya ve Yeni Zelanda’dan binlerce Anzac torunu yanı sıra bu savaşa katılan ülkelerden de üst düzey katılımlar oluyor.
ATATÜRKE YAPILAN SALDIRILAR - 14/11/2017
Atamıza bilinçsizce maddi çıkar veya koltuk/makam kapma sevdasıyla saldıran
TÜRK KİMLİĞİNE NEDEN - 06/11/2017
Bazıları iktidarın Türk kimliğine saldırması karşısında şaşırıyor… Aslında yanlış…
TÜRKÇÜLÜĞÜN BABASI ZİYA GÖKALP’I ÖLÜMÜNÜN 93 YILINDA SAYGI İLE ANIYORUZ - 18/10/2017
Mustafa Kemal Atatürk; “ Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tır. “