• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Avrupaturk.be/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+32 484 54 54 56
  • https://twitter.com/TurkAvrupa
Ahmet Aytac
BİR HATIRA VE EGE’DE ALEVİLER
01/06/2020

Yıl 1992-93

Türk’ün el sanatı halı kilim imalatı üzerine Konya merkezli firmamızın adına Manisa yöresinde çok ince ve kaliteli halıların dokunduğunu bildiğimden o köy ve kasabaları bulmak için Manisa Kütahya illerinin kaza, kasaba ve köyleri teker teker gezdim dolaştım insanlarıyla dostluklar kurdum.

Rekabet içinde olduğumuz büyük bir firmanın bir kasabayı tamamen ele geçirmiş, orada kooperatif kurulmuş ve o firmadan başka halı imalatçısı o kasabaya giremiyordu.

Günlerce hatta aylarca dolaştıktan sonra o kasabayı buldum.

Manisa-Kula ilçesine bağlı Encekler kasabası.

Haziran’ın kavurucu sıcaklığında İzmir’den eski MHP milletvekili İhsan Kabadayı’nın yeğeni ile o kasabaya gittik.

Vakit ikindi üzeriydi.

Kasaba meydanında kahve önünde muhtar, öğretmen, imam ve kooperatif başkanı ile güzel bir sohbet halindeydik.

İhsan Kabadayı’nın yeğeni Ahmet öğle namazının geçtiği ve ikindi vaktinin olduğundan öğle namazını kaza edip ikindi namazını kılalım, dedi.

Ben nerede abdest alıp namaz kılacağımızı söyleyince herkes bir birine baktı tebessüm etti ve kasaba meydanındaki çeşmeyi gösterdiler: “Orada abdestinizi alın karşısındaki eve girin namazınızı orada kılın.” Dediler.

Haziran sıcağında abdestimizi aldık güneşin kavurucu sıcağında elimizi yüzümüzü kurulamaya gerek kalmadı.

Eve girdik malum kasaba kokusu, ben çok severim. Ahmet: “Namaz seccadesi yok, üstelik evde değişik bir koku var.” Dedi. Ben güldüm ve: “Ahmetçim, burası kasaba evi yiyecek ve içecekler var, koku onlardan geliyor, bu kasaba kokusudur, bizim kasaba evlerimiz de öyle kokar.” Dedim ve namazımızı kıldık tekrar kasaba meydanına geldik.

Sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Ahaliden birisi soru sorunca ben: “İmama soralım” dedim, orada bulunanlar güldüler. “Hayırdır” dedim. Birisi cevap verdi:

“Siz namaz kılacağız deyince imam ile öğretmen sıvıştılar.” Dedi. Fazla üzerinde durmadık ve sohbetimizi bitirdik tekrar görüşmek üzere vedalaştık.

İkinci ziyaretimde Salihli’ye uğradım 12 Eylül öncesi MHP ilçe başkanı sonrasında ANAP Milletvekili adayı Avukat Turan Türkdoğru ağabeyi ziyaret ettim. Ortaklarımın dostlarımın selamını ilettim ve yanıma birisini vermesini istedim. Kasabaya yalnız gitmeyecektim.

Birkaç kişiyi telefonla aradı ve: “Ahmet yanına ANAP İl sekreterini vereceğim, şimdi gelir.” Dedi ve gelen kişiyle kasabaya doğru yola koyulduk.

Turan ağabey o köyün Türkmen köyü olduğunu, Türk töresini yaşadığını her yönüyle güvenilir bir kasaba olduğunu söyledi. Sonra: “Onlar Alevidirler, iyi insanlardır” diye ilave etmişti.

Ben Turan ağabeye Ahmet ile namaz kıldığımızı ve imam ile öğretmenin namazdan sonra kaybolduklarını söyleyince güldü ve o köye güvenim daha da arttı.

Parti il sekreteri göbekli iyi giyimli görünüşü bir bürokratı andırıyordu.

Kasabaya geldik yine aynı kahvenin önünde halk hemen toplandı sohbete koyulduk. Rekabet halindeki olduğumuz firmanın fiyatlarını arttırmak için onların fiyatından yüksek fiyat verdik ve kooperatif başkanı ile anlaştık: “Sizin kasabanın kapasitesi çok yüksek, biz size tezgah yetiştiremeyiz fakat bizim geleceğimizi firmanıza söyleyin fiyatı arttırdığımızı söyleyin ve onlar da rekabet durumu olduğundan fiyatı arttırırlar sizin işinize yarar.” Dedim ve uyguladık. Fiyatlar arttı, kasabalılar sevindi, bizi çok sevdiler.

Konu siyasete gelince muhtar: “Bizim kasaba tamamen CHP’ye oy verir.” Dedi ve ilave etti “Sizin iktidar kasabaya suyu aşağıya kadar getirdi yukarıya çıkartmadı. Okulda bir öğretmen var yetmiyor bize iki tane daha öğretmen lazım.” Dedi.

Kooperatif başkanı da: “Ormandan kaçak ağaç kesti diye iki oğlum hapiste” dedi.

Parti il sekreteri sempatik birisiydi onu işaret ederek halka: “Bakın suyunuz iki aya kadar getirilecek, bu bey getirtecek, iki tane de öğretmen buraya gelecek, bu onun vazifesi, şayet gelmezse onu yine getiririm cezasını siz verirsiniz.” Diye latife ettim. Sonrasında kooperatif başkanına: “Senin oğlanlarını çıkarttırmak için ben gayret göstereceğim.” Dedim.

Parti il sekreteri: “Tamam sizin istediklerinizi hemen yaptıracağım ama sizde bize oy vereceksiniz” dediğinde Muhtar: “Merak etme hepsine kefil olamam ama bizden baya oy alırsınız” diye cevap verdi ve oradan ayrıldık.

Ağustos ayının sonlarına doğru o kasabaya yakın bir kasabada halı imalatı için bir kasaba bulduk yarısı Sünni yarısı Alevi idi.

Bu sefer kasabaya tek başıma gittim. Kasaba ortasında kahvede sohbete başladık herkes neşeliydi ilgi iltifat öncekilerden daha fazla oldu.

Köye iki öğretmen atanmış, suları kasabaya kadar gelmişti. Turan ağabey kooperatif başkanının oğullarının avukatlığını üstlenmiş ve onları tahliye ettirmişti.

Tabi burada benim bir çıkarım söz konusu olmadığından sevdiğim kandaşlarıma yardımcı olmak istedim. Tabi bu arada benim HAZİNE ADASI (Sonradan ismi Gün Doğmadan olarak yayınlandı) isimli kitabım yeni çıkmıştı ve köylülere imzalayıp hediye etmiştim.

Sohbet sırasında kooperatif başkanı Hasan bey: “Ahmet bey, bizim Eylül ayında yukarı tepede toyumuz olur. Oraya Sünni sinek bile gelemez” demiş çok gülmüştük. “O toyumuza ilk defa Sünni olarak seni davet ediyoruz.” Dedi. Neler yaptıklarını anlattı ve ben: Bu Türklerin töresinde vardır. O tarihte işlerimi ayarlayabilirsem mutlaka geleceğim.” Dedim.

Hasan bey: “Mutlaka gelmelisin, senin bir gazetede yazar olduğunu öğrendik, gel gör ve bizi anlat, bazı insanlar bizlere iftira atıyorlar, sen şahit olursun ve yazarsın.” Dedi.

Değişik köyleri gezdim çoğu Tahtacı Türkmenlerdi.

Devlete asi olmamışlar, Milli Mücadelede ön cephelerde savaşmışlar, fakirdiler. Çoğunluğu dağlarda yurt tutmuştu. Ovalarda yaşayanlar halı dokumazlardı, çünkü geçimleri yerindeydi. Dağlardaki insanlar fakir olduklarından Halı kilim dokurlardı.

Bir köyü ziyaret ettiğimde yaşlı bir nine eteğine toprak doldurmuş kayaların oyuğuna yerleştiriyordu mihmandarıma sorduğumda: “Burada toprak yok, annem o toprağı aşağıdan getiriyor kayanın oyuğuna yerleştiriyor ve orada tütün yetiştirecek.” Dediğinde yüreğim burkulmuştu.

Benzeri bir olayı Kayseri-Sarız a bağlı bir köyde yaşamıştım.

O köyde tamamen Avşardı.

Büyük Söbecimen köyüne gittiğimde kilim tezgâhlarının birisindeki kilim eğri olmuştu, elime bıçağı alıp kilimi kestim, herkes şaşırmış bana kızmıştı, kilimi dokuyan kadın ağlamaklı oldu: “Bu kilim olmaz, eğri olmuş dikkat edin ve düzgün dokuyun.” Dedikten sonra kadına üzülmesin diye biraz para vermiştim.

Mihmandarımla dolaşırken Sarız’a giden traktörü gösterdi: “Ahmet bey, senin kilimini kestiğin kadın parası yok, senin verdiğin parayla Sarız’a alış verişe gidiyor.” Dedi. Yüreğim burkuldu, o parayı biz birkaç arkadaş kahvede çay parası olarak veriyorduk. Hemen otomobili çalıştırdım ve traktöre yetiştik ve durdurduk. Hemen hepsi yoksul insanlardı. Otomobilimde devamlı zarf bulunurdu, zarfın içine benim bir günlük alışverişimin tutacağı miktarı içine koydum ve kadına uzattım.

Unutmadan söyliyeyim bu köyler fakir, yolları çamurlu, insanların elbiseleri yamalı, fakat yürekleri büyük insanlardı.




Konya Anadolu Halıcılık firmamızın bürosu


Konya'daki Anadolu Halıcılık firmamızın önünde servis aracımıza halı tezgahı yüklenirken.



407 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KURTULUŞ SAVAŞINDA İHANETLERİ GÖRDÜM - 31/05/2020
İhtilaller oldu ve Arap Abdi’nin torunu, Arnavut Rüstem’in torunları Gürcü Teyub’un torunuyla birlikte Milli Mücadeleye karşı düşmanca saldırırken Türkler’i Anadolu’dan sürmek ve Türk adını yok etmek için var güçleriyle çalışmaktalar,
SAVAŞ MANÇO'NUN ARDINDAN - 16/05/2020
Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço'yu kaybettik.
HASAN VE HÜSEYİN'İN HİKAYESİ - 11/05/2020
Hasan ve Hüseyin'in hikayesi.
İSLAMCILARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU YALANCI VE İFTİRACIDIR - 16/09/2018
Ahmet Aytaç
DOĞU BATI VE ORTASINDA KALAN TÜRKİYE - 15/07/2018
Ahmet Aytaç
İYİLERE MESAJIM - 01/07/2018
Ahmet Aytaç
"EYVALLAH" Dedi ve Gitti - 23/03/2018
Ahmet Aytaç
BİZ O GÜNLER ÇOK HEM ÇOK MUTLUYDUK!... - 04/03/2018
Yıl 1979 yer Manisa Cezaevi
Enver Paşa, Biz ve Lakayların İhanetleri - 23/02/2018
Etme sırtını duvardan başkasına emanet. En kralının bile içinde vardır bir nebze ihanet.
 Devamı