• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Avrupaturk.be/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+32 484 54 54 56
  • https://twitter.com/TurkAvrupa
Hulusi Senel
BATI PİYONLARI VE YURTTAŞLIK GÖREVLERİ…
25/06/2020

Sevgili okuyucular,

Her zaman dile getirdiğim, yazdığım gibi Türkiye üzerinde  oynanan ayrılıkçı, bölücü ve yıkıcı hiyanet oyunları ne yazık ki devam ediyor. Batının verdiği destekle ve de demokrasi, düşünce-ifade özgürlüğü yutturmacasıyla değiştirilen yasalarla meydanı boş bulan mandacılar, bölücüler ve gericiler, önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Atatürk’e ve O’nun ilkelerine, inkilâplarına-devrimlerine karşı çıktılar. Şimdi de Türkiye’nin çağdaş, demokrat ve laik rejimini yıkma yarışındalar.

Batı ajanlarından, cemaat -tarikat mensuplarından, bölücü PKK yandaşlarından, medyacılardan, ikinci cumhuriyetçi denilen Marksistlerden ve de sözde aydın, akademisyen geçinenlerden  oluşan bu hiyanet grupları tam birlik ve beraberlik içindeler.

Biliyorsunuz kapatılan DEP’in eski milletvekillerinden Leyla Zana ve arkadaşları, ülkeye yani bütün nimetlerinden faydalandıkları yurttaşı olduklrı vatana/ülkeye hiyanetlerinden dolayı meclisten kovularak hapse atılmışlardı. Daha sonra AB’nin baskıları ile bu bölücüler değiştirilen düşünce-ifade özgürlüğü ile ilgili yasalarla hapisten çıkarıldılar. Bunlar hapiste uslanmamış olmalılar ki yine bölücülük faaliyetlerine devam etmekteler.

Hatırlarsanız Leyla Zana Iğdır’da katıldığı bir mitingte, "Artık Türkiye’nin eyaletlere bölünme zamanı gelmiştir ‘ demiş ve Osmanlı’nın kuruluşundan bugüne kadar olması gereken Kürdistan eyalet sistemine geçilmesi gerektiğini savunmuştu.

Anadoluyu bölme, güneydoğu’da bir Kürdistan kurma gibi söylemlerin-düşüncelerin  asıl kaynağının batı olduğu gün gibi ortada. Batıda hazırlanan, üyesi-müttefiki olduğumuz NATO’nun toplantılarında  Türkiye’nin bölünmüş haritaları ikide bir önümüze sürülmekte. Bu haritalarla ne demek istendiğini halâ anlamıyor, anlamakta da zorluk çekiyorsak, yöneticilerimizle beraber bizim yani halkın da tam bir gaflet içinde olduğumuzu göstermektedir. 

Milli sınırlarımız içinde bir Kürdistan kurma  fikrinin, sadece bir avuç bölücü Kürde ait  olduğunu zannetmek çok büyük gaflettir !. Çünkü Leyla Zana ve benzeri düşüncedeki bir avuç bölücü Kürdün,  batılıların piyonu olduğunu artık herkes bilmeli ve anlamalı.

Çünkü, biraz tarih bilgisi olanlar, ‘ Türkiye’yi bölelim,  parçalayalım sonra da  hıristiyanlığı kabul etmeyen Türkleri Ortaasya’ya gönderelim-sürelim..’ fikrinin-düşüncesinin, haçlı zihniyetli batılıların kafalarında 1071 den bu yana vardır ve bu hayallerini- arzularını  gerçekleştirmek için sinsice çalışmaktalar..

Ne yazık ki, bugün ülkeyi yönetenlerin, tarih bilgisinden yoksun olmalarından mı yoksa şahsi menfaatlerinden dolayı mıdır nedir , bu tehlikeli senaryolara karşı tedbir almakta gaflet içindeler.

Yöneticilerin bu gaflet içinde olmaları karşısında, Türk halkı- gençliği uyanmalı ve Atatürk’ün ‘…memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. ….işte, bu  ahval ve şerait  içinde dahi vazife; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur ! ‘ hitabesini, vasiyetini devamlı hatırlamalı, yapılması gerekenleri de.yapmakta geçikmemeli.

*   *  *

YURTTAŞLIK GÖREVLERiMİZ…

Hepimiz İyibir yurttaş olmanın sorumluluğunu ve görevlerini çok iyi bilmeliyiz.Bu konuda Atatürk’ün  iyi bir yurttaş olmanın kurallarını anlatan sözlerini beynimize nakşedelim ve her zaman hatırlayalım.

 bir iletiyi önemli olması nedeniyle aynen  aktarıyorum. İletide yurttaşlara,  yurttaşı olduğu ülkeye karşı olan görevleri  Atatürk’ün şu sözleriyle anlatalım;

- Millet işlerinde her bireyin zihni, başlı başına faaliyette bulunması lazımdır"

- Fertler fikir sahibi olmadıkça, haklarını idrak etmiş bulunmadıkça, kitleler istenilen istikamete, herkes tarafından iyi veya fena istikametlere sevk olunabilirler. Kendini kurtarabilmek için her ferdin geleceği ile bizzat ilgilenmesi lazımdır." (31.12.1919, Nutuk)

- Yurttaşlar, ulusal egemenliğin getirdiği ülke yönetimiyle ilgilenme sorumluluğundan uzak, bu terbiye verilmemiş, bu sorumluluk "siyasetle uğraşma" baskı ve kötülemesiyle söndürülmüş ve karnını doyurma derdine düşürülmüş ise kolay kandırılabilir, ülkeyi yanlış ellere teslim edebilir. Onun için ülkenin geleceği değil, kendisinin günü önemli ve önceliklidir. Ülke; ülke için gizli ajandası olanların eline geçermiş; şeriat gelirmiş, ülkede iç savaş çıkar, bölünmeye sürüklenirmiş; sahip olduğu vatanı peşkeş çekilir, devleti bağımsızlığını bitirirmiş; bunlar bu tip yurttaşların ilgi ve kavrama alanının dışındadır.’’

Bu duruma düşülmemesi için de yurttaşlardan, Ata'nın sözlerinden yararlanılarak hazırlanan şu davranışlar istemekte ve beklemektedir.

* Ülke sorunları ve yönetimi üzerine ilgili olmak ve bilinçlenmek, kamunun yararına ve zararına olan durumları görebilmek, günü ve geleceği değerlendirebilmek.

* Siyasi haklarına sahip çıkmak.

* Egemenliğini devrettiklerinin her şeyi daha iyi bilirler anlayışına sığınmamak.

* İdare edenleri denetlemek, gerektiğinde hesap sormak ve hesap vermek.

* Düşünce ve çözüm üretmek, ilgililere iletmek, basın yoluyla kamuya mal etmek, bunu bir hak değil, ulusal ve vicdani bir görev olarak kabul etmek.

* Gerçekleri görüp ortaya koymamayı bir hainlik olarak görmek.

* Yetkili makamda, her şeyin en iyisini ben bilirim, anlayışında olmamak.

Yine Atatürk diyor ki;

" Bir milletin egemenliğini anlamış olabilmesi ve onu emniyetle korunmuş tutabilmesi bir takım özel niteliklere ve üstün terbiyeye sahip olmasıyla mümkündür. Bir milletin ki, siyasi terbiyesinde, milli terbiyesinde, vatanseverliğinde noksan vardır; öyle bir millet egemenliğini gerektiği derecede kuvvetle elinde tutamaz " (1.4.1923,TBMM)

Türk ulusunun bunca yaşanan olumsuzluklara karşın sessiz, duyarsız ve tepkisizliğini Ata'nın bu açıklaması anlatıyor mu dersiniz? Ne olduğunu bir kenara bırakalım, üniversite öğrencilerinin bile, "siyasi terbiye", "milli terbiye" kavramlarını hiç duymamış olduklarına tanık oluyoruz.

Bunlar seçmendir, ulusal egemenlik sorumluluğunu üstlenmiş gençlerdir. Gençlerimizi seçmen yapmışız ama görevini, sorumluluğunu öğrenmesini sağlayıcı "demokrasi" dersi vermeyi unutmuşuz. Ortaöğretimde demokrasi konusunun işlenmediğini biliyor muydunuz? Demokrasiyi öğretmeden, bunun gerektirdiği katılımcı davranışlar kazanmasını sağlayıcı siyasi terbiye vermeden, nasıl ulusal egemenliğe sahip çıkmasını beklersiniz?

Ulusuna ve yurduna bağlılığını ve sorumluluğunu doğurucu milli terbiye vermeden, ülke sorunları ile ilgilenmesini katılımcı davranışlarda bulunmasını nasıl beklersiniz?

Sadece "Benistan"da değil, aynı zamanda "Bizistan"da yaşamasını nasıl sağlarsınız?

Bizistan'da yaşamanın gereğini öğretmeyince vatansever olmasını ne ölçüde beklersiniz?

2001 yılında lise öğrencisi bir genç kız, basına gönderdiği mektupta haykırıyordu: "Bu vatanı sevmeyi bize öğretmediniz! " 

Ata'nın belirttiği terbiyeler verilmeden, halkın egemenliğine gerektiği şekilde ve derecede sahip çıkması beklenemez. İyi veya kötü yönlere herkes tarafından sürüklenebilir.

Yine Atatürk diyor ki;

" Tarihe göz atacak olursak, milletin egemenliğini yavaş yavaş kaybetmiş olduğunu görürüz. Fakat, düşününüz! Milletimizin her bireyi mütefekkir (düşünür) ve mütehassis (duyarlı) bir tarzda yetiştirilmiş olsaydı, muhakkak bu hale gelmeyecekti..." (24.12.1919)

Atatürk bu sözünde, ulusun 1919'daki duruma düşüşünün nedenini açıklıyor. Sömürge oluşunun, bağımsızlığı yitirişinin, vatanın elinden alınışının ve tüm ulusun hayatına kastedilişinin nedenini belirtiyor. Milletimizin her ferdi mütefekkir ve mütehassis bir tarzda yetiştirilmiş olsaydı bu duruma gelmeyecektik diyor.

Bireyler ülke işlerine yönelik mütefekkir ve mütehassis olsaydı, Türkiye bugünkü duruma gelir miydi?

Yönetenler ülkenin geleceğini ipotek altına alan uygulamaları yapabilir miydi?

Hayır, Ulusal egemenlik için yurttaşların egemenliğe sahip olması yetmemekte, mutlaka sahip çıkması gerekmektedir. Aksi durumda ulus için hayat olamaz, refah olamaz ve olmuyor, şeref olamaz ve olmuyor.

Bireyler egemenliğe sahip çıkarken, Norveç diline bir deyim olarak yerleşmiş olan " Mustafa Kemal gibi düşünmek" prensibini esas almalıdır. Demek ki onlar Mustafa Kemal'i bizden daha iyi anlamışlar.

Biz de " Mustafa Kemal gibi düşün " deyimini dilimize almalıyız, zihnimize yazmalıyız, davranışlarımıza yansıtmalıyız.

Yine Atatürk diyor ki;

‘ Ulusal egemenlik sisteminin işleyebilmesi için, sistemin sorumluluk yüklediği vatandaşların, maddi özgürlüğünün sağlanmış olmasına dikkat çekiyor. Yaşamın; karnını doyurma, barınma, ısınma, giyinme gibi zorunlu gereksinimlerini karşılayamayan yurttaşlardan, sistemin beklediği sorumluluklarını yerine getirmesini bekleyemezsiniz. Derdi karnını doyurmak olan için ülke sorunları önemli ve öncelikli değildir. Hatta kim karnını doyurursa, akşam evine iki ekmek gönderirse, kapısına iki çuval kömür bırakırsa, iradesini ona teslim edebilir, ülke yönetimi de yanlış ellere geçebilir.. ’’ 

………….

Atatürk’ün önerileri ile bir yurttaşın yapması gerekenleri okuduk.Şimdi bunları yurttaş olarak hangimiz doğru dürüst yerine getiriyoruz?

Şöyle bir düşünelim...

E.Posta- hulusisenel@yahoo.com

…………………………………………………..

SEVDİĞİM SÖZCÜK

‘ Hedefi olmayan  gemiye rüzgâr yardım etmez ‘

 



68 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AYDINLARIMIZ SUSMAMALI - 18/06/2020
Hulusi Şenel
ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜ TEHLİKE ALTINDA!. - 07/06/2020
Hulusi Şenel
BATILILARIN TÜRK DÜŞMANLIĞI!.. - 04/06/2020
Hulusi Şenel
BU BÖYLE GİTMEZ!.. - 27/05/2020
Hulusi Şenel
GENÇLİK HAFTASI VE DÜŞÜNCELER… - 17/05/2020
Hulusi Şenel
ALLAH’IN ADI TÜRKÇEDE TANRI’DIR. - 13/05/2020
Allah'ın adı Türkçede Tanrı'dır
TARİHTEN SAYFALAR: 19 AĞUSTOS - 05/09/2018
Hulusi Şenel
ÖNEMLİ OLAYLARIN YAŞANDIĞI BİR AY: MAYIS AYI VE KIRIM KATLİAMI - 01/07/2018
Ancak bana sorarsanız Mayıs ayının en önemli olayı Sovyetler Birliği lideri insan kasabı olarak anılan Stalin’in 100 bin Kırım Tatar Türk’ünü katletme olayıdır.
DİKKAT! 24 NİSAN; ERMENİLERİN SÖZDE “SOYKIRIM” YALANIYLA DÜNYAYI ALDATMA GÜNÜDÜR - 17/04/2018
Hulusi Şenel
 Devamı