• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Avrupaturk.be/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+32 484 54 54 56
  • https://twitter.com/TurkAvrupa
Nevval Sevindi
BUGÜN BAĞIRA BAĞIRA GELİYORDU
27/08/2017

Kuşak araştırmacısı Evrim Kuran, 54 bin gençle yapılan araştırma sonuçlarını değerlendiren bir röportaj vermiş.* “2017 Türkiyesi gençliği mutsuz!” demiş.

Bugünün yapıtaşları tüm kurumlar tarafından ve özellikle siyasiler tarafından döşenmiştir. 90’lı yıllardan itibaren en çok köşe yazısını gençlik ve kadın için yazdım. Bugün bağıra çağıra geliyordu. Felaket koca bir pankartla bugüne yürüyordu. Araştırmalar da vardı elbette. O gün yazdığım köşe yazımdan alıntılar.**

UMUTSUZLUK VE KARAMSARLIK

1997’de CHP’nin yaptırdığı gençlik araştırması sonucu Türk gençliği umutsuzve karamsar çıktı. Yüzde 75.9’u güvenlik duygusundan yoksun bir ülkede yaşadıklarını düşünüyor ve yüzde 35.4’ü de kendi geleceklerinin bugünden kötü olacağına inanıyor.

Boş zamanlarında yüzde 93.6 gibi bir oran ailesiyle oturup televizyon izliyor. Bu gençliğin neden karamsar olduğuna da bir kanıt. Çünkü çocuklarımızı daima gözümüzün önünde olsunlar istiyoruz.

Böylece onları kötülüklerden koruyacağımıza inanıyoruz ve bu nedenle gençler yaşamla hiç tanışmıyorlar, sadece televizyondan bir bilgi bombardımanına tutuluyorlar. Burada izledikleri gençler ve dünya onların evde oturdukları tekdüze yaşamdan farklı. Hobileri, eğlenceleri, yolculukları ve geniş arkadaş çevresi olan gençlerin varlığını bilerek evde oturmak insanı ancak karamsar yapar.

Evde oturmanın ikinci nedeni eğitim sisteminin ezberci ve hammaliye yapısı. Zihinsel bir hammal olarak taşımak zorunda olduğu yaratıcılıktan uzak bilgi lokmaları gençlerin boğazına takılıyor, elbette nefes alamayan canlı karamsar olur. Yarının bugünden kötü olacağını düşünür.

Üçüncü nedeni geçim sorunu olarak değerlendirebiliriz. İnsanlar yemeyip içmeyip çocuklarını okutuyorlar. Sonunda başka hiç bir şey için harcama gücü kalmıyor. Olursa o da giyime ve ve eşyasına yatırılıyor. Çünkü dış görünüş önemli. Kafamızın içinden daha önemli maalesef.

AİLE VE TOPLUMUN BASKISI...

Tüm emekler üniversite kapısında plansız programsız devlete kurban ediliyor. İşsizlik gençliğin en önemli sorunu, yüzde 49.2 ile. Aile dayanışmasına muhtaç olan genç, ailenin sosyal ve kültürel baskısı altında eziliyor. Karamsarlık bir bulut gibi çöküyor tepesine. Hem öğrenci hem çalışan gençler (%58) en yüksek oranda gazete okurken, evde oturanlar en yüksek düzeyde (%50) okumuyor. Bu çarpıcı değil mi?

Anarşi ve terör nasıl hayat pahalılığı ile eşdeğerde görülüyorsa, istatistik oran olarak gençlerin yaşamındaki aile ve toplumun yarattığı baskı da eşit derece de bunaltıcı. Aile, öldüren sevginin; devlet, ezen sevginin patronları.

ÜNİVERSİTEYİ KAZAN VE İNTİHAR ET

Özgürlüğe karşı alerjisi olan bu iki uç gençlerin yaşam alanını oluşturuyor. Yaratıcı ve özgür olmaya değil, üniversiteyi kazanıp işe odaklanan gencin ruhsal dünyası kimseyi ilgilendirmiyor. Çok çalışkan bir öğrencinin intiharında arkadaşlarının dediği ilginç: "Her zaman çalışkandı, üniversiteyi kazanmak tek hedefiydi. Kazandı ve bitirdi. Ama bundan başka hiç bir şey elinde kalmamıştı. İntihar etti."

Bir torpil gibi hedefe kilitlenen genç insan, görevini yerine getirdikten sonra varlığını gereksiz bulmuştur. Görev ifa edilmiş ve torpile gerek kalmamıştır. Anne babalar sadece sistemi değil kendilerini de sorgulamalılar. Nasıl bir genç istiyorlar? Devlet kendini sorgulamalı, nasıl bir vatandaş yetiştirmek istiyorum?

Dördüncü neden siyaset olarak görünüyor. Çünkü gençlerin büyük çoğunluğu(%72.4) gelecekte siyasete atılmayı düşünmüyor. Bu hem geleceği hempolitikayı tehlikeye sokan bir durum. Devlet ve aile birlikte gençleri politikadan uzak tutmak için her şeyi yaptı. Apolitize gençliğin minik hareketleri, adımları bile acımasızca ezildi. Manisa gençleri davasında ve Meclis’te pankart açan gençlerde olduğu gibi. Peki, ne bekliyorsunuz siz geleceğinizden ey millet!

Biraz cesaretiniz olsun da sevdiğinizi söylediğiniz gençlere dönüp bakın. Sadece araba almak, marka satın almaktan daha fazlasına ihtiyacı var. Bu gençlerin ruh dünyası nerede? O dünyası nasıl doluyor haberiniz var mı? Gençlerin en önemli sorunları arasında sağlıksız koşullarda yaşamak (alkol, uyuşturucu, sigara)%32.1 oranında yer alıyorsa Batı’yı suçlamakla bu işin içinden çıkamayız.

İnsanın aklı bulanık, iradesi belirsiz ve karışık ise sağlam bir eylem ortaya koyacak kararları veremez. Gençler için sanal ortam ve bilgi yollarında eğitim gibi kavramları tartışırken hiç bilgisayarla tanışmamış genç oranına bir bakmak gerekir; yüzde 73.2. Az bilenlerle birleştirirsek bunu yüzde 21.3, siz düşünün gerisini. Bilişim fuarını bu gençler ne kadar izliyor?

HER ŞEYE RAĞMEN ÜLKELERİNİ SEVEN GENÇLER

Peki, hiç mi olumlu bir ufuk yok gençliğin dünyasında, onlar umutsuzlukta haklı mı? Hayır. Gençlerimiz her şeye rağmen ülkelerini seviyor (%50.4) ve yurt dışında yaşamak istemiyorlar. Ülkesinde yaşamayı seçen insan bir misyon üstlenir elbet. Bir diğer iyi haber, devlette bir yer kapıp oturmayı istemiyorlar özelde (%25.5) ve serbest (%58.4) ticarette yer almak istiyorlar. Her ne kadar siyaseti sevmiyorlarsa da Susurluk gibi ciddi konuyla ilgililer ve izliyorlar. Bu konuda gerekenin yapılmadığını düşünüyorlar.

Müzikte karamsar, şiirde karamsar yani kültürel alanda gençlerimize ne saha açıyoruz , ne ilgileniyoruz.”

10 YIL SONRA DEĞİŞEN SONUÇLAR

2017 Türkiyesi için verilen değerler ve sonuçlarda çok önemli iki şey değişmiş:

1. ‘’Gençler ülkesini seviyor’’ ölçülmemiş zaten, ama beyin göçü gerçeği ortaya çıkarılmış.

2. “Kapağı Devlet’e atarak kendini güvence altına almak istiyor” çıkan sonuç. 1997’nin tam tersi….

Gençler göç etmekte. Yetenek kıtlığı ve diplomalı işsiz yığınına dikkat çekilmiş. Yetenekler göçüyor, göçemiyorsa eziliyor bu ortamda. Diploma ve payeler dağıtılıyor; öğrenilmiyor, o nedenle mesleksiz çok genç var. Liyakat sistemi yok edilmiş, gençler “dayın varsa” sistemine inanmış!

Güvendiği kişilikler televizyonda pompalanan; vasat, kötü rol modeller…

Gençliğin kimliği yok ve buna paralel, amacı da yok. Kafası karışık. Ona gerçekleri anlatacak kurum, kişiler veya mecralar yok. Hepsi engelli.

Araştırmaya göre Tam 20 yılda getirildiğimiz nokta; Vasata razı olma!

Bence razı olduğumuz nokta : Kölelik!



642 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çocuk yetiştirmede neredeyiz - 10/05/2020
Bir milleti sürü olmaktan çıkaran milli eğitimdir. Bilimdir.
Bir zamanlar Avrupa'dan kaçanlar bize sığınıyordu - 05/09/2018
Nevval Sevindi
Atatürk'ün "tek devlet" mesajı - 01/07/2018
Nevval Sevindi
Türkiye'de ne yapmak istiyorlar? - 22/05/2018
Nevval Sevindi
Türk Ordusu Kıbrıs'tan tasfiye ediliyor - 04/05/2018
Nevval Sevindi
Türkiye tehlikeyi görmek zorunda - 17/04/2018
Nevval Sevindi
Türkler neden böyle kandırılıyor - 21/03/2018
Nevval Sevindi
Atatürk'ün ardında Türk kadını vardı - 15/03/2018
Nevval Sevindi
Şu soyağacı meselesi - 28/02/2018
Nevval Sevindi
 Devamı