• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Avrupaturk.be/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+32 484 54 54 56
  • https://twitter.com/TurkAvrupa
Ahmet Aytac
ZİNDANA MEKTUP
28/08/2017

 

 

Merhaba can dostum,

Seninle uzun zamandır görüşemiyoruz.

Hani şu 12 Eylül yıl dönümleri gelmese neredeyse birbirimizi unutacağız.

Duvarların vardı, duygusuz, cansız ve kasvetli.

Herkes yüzünü tırnaklardı ellerine geçirdikleri sert cisimlerle.

Kimileri adını kimileri de günlerini hatta yıllarını çiziktirirlerdi.

Rengin önceleri bozuk bir sarıydı, kasvetli mi kasvetli.

Sonraları mavileştirdiler, sanki seni gençleştirecekler.

Özledim be dostum seni.

Seni özlediğim için bana deli diyecekler.

Varsın desinler. ben seni özledim ve sevdim.

Demir parmaklıkların arasına sızan gök yüzünden gelen minicik bir güneş ışığıyla aydınlatırdın ortalığı.

Gözlerimin bozulacağına aldırmadan okurdum dünyayı, güzel çirkin her şeyi.

Tenim seninle temas halindeydi ama ben uzaklara taa uzaklara giderdim hep.

Hele kış günlerinde yağan karların gece dondurucu ayaza dönüşmesi bile sana olan sevgimi öldürmedi.

İşte o günlerde bahçeye çıkmıştım.

Gri duvarların bitiminde bembeyaz gelinliklerin etekleri savrulmuştu sanki.

Hep düşünürdüm çocukluğumdan bu yaşıma kadar.

Hiç düşünememiştim yıllar sonra seni özleyeceğimi ve uzak diyarlardan sana olan aşkımı ilan edeceğimi.

Seni çok özledim siyah küflü demirlerle iskeletini oluşturmuş beton duvarlar.

Sen aslında canlıydın. Konuşuyordun ama duyan olmuyordu.

Şimdi mefkureler uğruna seninle tanıştığım zamanlardaki dostları da özledim.

 

Yıllar yılları kovaladı.

Sen hala aynı yerindesin ve bizler taa uzaklarda.

Uğruna canlarını veren yoldaşlarım kara topraklarda.

İstikbalinden olan nice canlar da paramparça kim bilir nerelerde.

Böyle mi ahd etmiştik biz.

Böyle mi birbirimize olan aşkımızı uzaklardan yıllar sonra haykıraaktık.

Belkide sen bana dargınsın, belkide kızgın.

Senin bağrında ısınanlar, ağlayıp gülenler seni unuttular diye.

Bak ben unutmadım.

Hep uzaklardan seni anar oldum, derdimi kimseciklerle paylaşmadım.

Ahde vefasızlığın ne kadar acı bir olay olduğunu ben bilirim bir de sen.

Uğruna canlarımızı verdiğimiz gardaşlarımız ağabeylerimiz de artık yok.

Onlar başka dünyalarda bizleri unutmuşlar hatta düşman görmekteler.

Dün düşman saflarında olduğunu bildiğimiz insanlar ile de artık dostluk köprüleri kurmaktayız.

Şimdi gülüyorsun bana değil mi?

Evet o gençlik çağımızı seninle paylaşırken hep ulvi davalardan bahsederdik.

Oysa o ulvi davalarımız bir kalemde silinip atılırmış, geç farkettik.

O ulvi davalarımız sayesinde hep kendi kanlarımızla cedelleşmedik mi?

Ah be dostum, sap ile samanın karıştığı şu olgunluk demlerimizde bile hala cahilliğimiz sürmekte.

Ne zaman aklımız başımıza gelecek der dururuz.

Meğer bizler kutsal davalarla cedelleşirken, bizden bildiğimiz canların bizden fersahlarca uzaklaştığını geç farketmişiz.

 

Bana aklın başına geç mi geldi diye sitem etme.

Ben hep samimiydim, hep fedakardım, hep güzellikle bakmaya çalışırdım dünyaya.

Oysa hayat denilen şu kısacık ömürde güzellikler iyilikler de hep karşılıklıymış.

Biz karşılıksız sevmedik mi?

Meğer her şeyin bir karşılığı varmış.

Bunca zindanı boşuna yatmışız.

Bunca sürgünlüğü boşuna çekmişiz.

Bizim de bedel istememiz gerekiyormuş.

Evet 35 koskoca yılın zindan, işkence sürgünlük ve elimizden alınan nice güzelliklerimizin bedelini istiyoruz.

İstemekle de haksızmıyım be dostum.

Bizim istediğimiz bedel; mefkuremizin muzafferiyetiydi.

Oysa Muzaffer bile değişmiş, kancık mı erkek mi belli değil.

Hani derdik ya; "Vatanım ha ekmeğini yemişim ha uğruna kurşun" diye.

Şimdi bu sözü manasız görüyorum.

Yine kızacaksın bana: "Yoksa davana ihanet mi ediyorsun" diye.

 

Evet ben davasını; makam menfaat ve milli duygular diye bizlere yön verenlerin kalleşliğine ihanet ediyorum.

Ne kadar da devleştirmişiz cüceleri.

Ne kadar da safmışız, her şeyin bir karşılığı olmadığına inanarak.

Sana gelmeden önceki duygularımı hala taşırken, bu duygularımı satanlara şimdi bakıp üzülüyorum.

Özlüyorum be dostum.

Sana duygusuz soğuk demir, hissiz beton duvarlar diyenlere aldırmadan.

Sen hepsinden samimiydin en azından.

Ne kadar çirkin istenmeyen olsanda, sahte dostlardan daha dosttun en azından.

 

Tarih: 7 Eylül 2009 Pazartesi (Brüksel)



698 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR HATIRA VE EGE’DE ALEVİLER - 01/06/2020
Ahmet Aytaç yazıyor
KURTULUŞ SAVAŞINDA İHANETLERİ GÖRDÜM - 31/05/2020
İhtilaller oldu ve Arap Abdi’nin torunu, Arnavut Rüstem’in torunları Gürcü Teyub’un torunuyla birlikte Milli Mücadeleye karşı düşmanca saldırırken Türkler’i Anadolu’dan sürmek ve Türk adını yok etmek için var güçleriyle çalışmaktalar,
SAVAŞ MANÇO'NUN ARDINDAN - 16/05/2020
Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço'yu kaybettik.
HASAN VE HÜSEYİN'İN HİKAYESİ - 11/05/2020
Hasan ve Hüseyin'in hikayesi.
İSLAMCILARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU YALANCI VE İFTİRACIDIR - 16/09/2018
Ahmet Aytaç
DOĞU BATI VE ORTASINDA KALAN TÜRKİYE - 15/07/2018
Ahmet Aytaç
İYİLERE MESAJIM - 01/07/2018
Ahmet Aytaç
"EYVALLAH" Dedi ve Gitti - 23/03/2018
Ahmet Aytaç
BİZ O GÜNLER ÇOK HEM ÇOK MUTLUYDUK!... - 04/03/2018
Yıl 1979 yer Manisa Cezaevi
 Devamı