• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Avrupaturk.be/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+32 484 54 54 56
  • https://twitter.com/TurkAvrupa
Ahmet Aytac
SÜRGÜNDE KURBAN BAYRAMI... YİNE HÜZÜN YİNE HASRETLİK
01/09/2017

Bugün bayram!.

Bugün sürgünde geçen ikinci bayram.

Hem Kurban Bayramı.

Sokaklar bahçeler, evlerin önü şenlikli,kurbanların kesildiği, Müslümanların en fakirinin bileet kokusunu ciğerlerine, midelerini doldurur gibiçektiği bir gün.

Bugün Müslümanların katıksız ete doydukları bir gün. Hele o taze kesilmiş çiğ et kokuları…

Bir başkadır yemesen de, canın çekmese de bukokuların güzelliği…

Kınalanmış eller, avuçlara yapışmış akideşekerleri..

Sokaklarda dolaşan rengarenk elbiseleriçindeki çocukların bir çiçek bahçesini hatırlatması…

Çocukların cıvıltıları müziktir, gül dalına konmuşkuşların şakımaları gibi…

 

Bugün bayram!...

Hem Kurban Bayramı….

Dargınların nazlana nazlanabarıştıkları, annelerin, babaların, büyüklerinellerinin öpüldüğü, yavruların bağırlara basıldığı,yanaklarına buseler kondurulduğu bir gün!..

Bayram Namazı sonrasında zengin fakir yoktur. Herevde sofralar kurulur, çeşit çeşit yemekler, tatlılaryenilecektir…

Ardından Türk Kahvesi ve büyüklerinortalıkta oluşturacağı sigaradan suni bulutlar….

 

Bugün Bayram…

Hem Kurban Bayramı…

Sürgün de bayram!..

Yoldakalanlar, köy odasında kimsesizler varsa bugün davetiçin paylaşılamazlar.

En güzel elbiseler giyilir, engüzel kokular sürülür…

Kardeşliğin, insanlığın,İslamlığın yaşandığı bir gün bugün…

 

Bugün Bayram!..

Ya gurbette Bayram!...

Sürgün debayram!..

Arefe günü gece yarısını çoktan geçmişti.

Lokal desohbetteydi canlar, can yoldaşlar..

Sürgün… sürgün deonlarla birlikteydi..

Dağılma zamanı gelmişti..

Herkesgibi sürgün de dağılanlar arasındaydı..

Gece yarısını geçe tek başına kaldırımlardayürüyordu..

İçin için yanmaktaydı.

İçinde ılık ılıkbir şeyler kıpırdamaktaydı…

Sürgün tek başına.. Bir bekar odası.. 

Rutubettenromatizmaları azmış, dur durak nedir bilmiyor, sürgünüsarmış hiç bırakır mı?...

Yalpalıya yalpalıya odasınagirdi.

Gözlerinde uyku yoktu. 

Kitapları karıştırdı.

Zıkkımı ateşledi ve ortalığı bir sis kapladı… 

Ardıardına kaç tane sigara içti hatırlamıyordu.

Ciğerlerinin gıdasını veriyordu, bronşları dolmuştuama ne kadar öksürse, hapşırsa da bir türlü dışarıyaçıkmak istemiyorlardı.

Toprak oluncaya kadar sürgünlebirlikte olacaklardı, bu onların kaderiydi…

 

Bugün Bayram!...

Ya gurbet Bayramı?...

Bayram Namazına dakalkamamıştı sürgün…

Sabah Namazını kaza etti ve açkarnına yalpalıya yalpalıya sokağa çıktı..

İnsanlarınsuratlarına bakıyordu aval aval..

“Kimse Bayramolduğunu bilmiyor mu?..” diye.

Oysa burası gurbetistandı, frenkistan dı..

Ya sokaklarda gezen Araplar,onlarda mı bilmiyordu?!..

Sürgünün bedeni burada, benliği uzaklarda.. taauzaklarda..

 

Kekremsileşmiş ağzıyla sokakları,caddeleri adımlıyordu.

Yanından gelip geçen Türkler ebakıyordu, sanki hepsiyle tanışıyordu…

Sankisarılacaklar birbirleriyle bayramlaşacaklar!..

Efkarlandı ve aç karnına bir sigara yaktı, ciğerlerinederinden bir nefes çekti…

Kekremsileşmiş ağzı bir hoşolmuştu. 

Bari bir yudum su içseydi..

Ülser di, midesiyine isyanlarda..

Ama ne yapsın?!..

Midesine bir türlüsöz geçiremiyor ki, isyan edecek zamanı bulamamışgibi…

Öğle vakti geçene kadar sürgün dolaştı.midesancısına yenik düşmüştü.

Lokantanın yolunu tuttu.Lokantacı da Türk idi, üstelik Konyalı…

Selam verdi vebir masaya ilişiverdi..

Ayakları da dolaşmaktanşişmişti, kabına dar geliyordu..

Bugün Bayramdı ya,yemek söyledi ve beklemekte sürgün.

Yemeğin herzamanki gibi merasimle geleceğini bildiği için birsigara yaktı..

Hesap öderken bu merasim olmazdı..

Diğer masada Türk ahbapları ile sohbette olanlokantacı devamlı müşterisini ne çabuk unutmuştu..

Neyse lütfen hatırladı ve oturduğu yerden sürgününBayramını kutladı, Avrupa Fatihi lokantacı..

 

Sürgünbir hoş olmuştu.

Bugün Bayram mıydı?!..

İlkBayramlaştığı yani lütfen bayramlaştığı insanlokantacıydı..

Lütfen!..

Avrupa Fatihi edasıyla..Sürgünün güllük, gülistanlık bayramı kutlanıyordu..

Lütfen de olsa sürgün Bayramın hatırlandığını öğrenmişoldu..

Yemeği boğazından geçmiyordu sürgünün. 

Vatan şuanda ne alemdeydi..

Ana-baba kardeşler kurbanlar içinnasıl çabalıyorlardı.

Hele .. hele o yavrular!..

Koyunlar kesilirken ne hissediyorlardı..

Kurbanneydi?..

Ne için kesiliyordu?!..

Babaları nedenyanlarında değildi?!..

Her Bayramda olduğu gibibabaları onları otomobille gezdirmeyecek miydi?!..

Yemekleri babaannelerinin sütlaçlarını, kurbanetlerini neden babaları yokken yiyeceklerdi?!::

 

* * *

 

Sürgün ikinci Bayram günü ikinci adresinde..

Manastırda..

Duramadı.. 

Duramazdı buralarda..

Bugün deMüslümanların Bayramıydı..

Hemen duş aldı,elbiselerini değiştirdi.

Sırılsıklamdı, bardaktanboşanırcasına yağmur yağmıştı.

Kalamadı sürgünmanastırda.

Hemen kendini Lier sokaklarına attı.Bugün de Bayram!..

Sürgün yürüyordu Posofistan’adoğru.

Hepsinin Posof’lu olduğu bir Belçika kasabasıidi Lier.

Türkler için de Posofistandı. Bu ismi orayasürgün koymuştu.

Posofistan’ın kahvehanesine girdisürgün.. 

Gözleri birisini arıyordu.

Herkes masalardakumar malzemeleriyle içecekleriyle meşguldüler.

Bugünkahvehanedeki Polonyalı garson dilberlerlebayramlaşmak için yarış yapacaklar..

Ama Polonyalıdilberlerin bayramı değilki!...

Sürgün gözleriyle aradığını buldu.

Bankonun önündeuzun bacaklı iskemlede oturuyordu aradığı kişi.

Gözgöze geldiler ve hemen kucaklaştılar, bayramlaştılar.

İkisi de sürgündü.

Ama bu sürgünle tek bir ortakyanları vardı o da sürgün olmalarıydı.

 

İdealde,inançta düşüncelerde ise hep zıddılar birbirlerine..

Biri Ülkücü diğeri Marksist…. 

 

Ama kader….

Tesadüf..

arbe öncesinde karşılaşsalardı belki hiç çekinmedenbirbirlerini öldürebilirlerdi.

Ama… şimdi sürgünyoldaşıydılar…

Posofistanlılardan bir en fazla iki kişi geldi vebayramlarını kutladılar.

Sonra ikisi de camii’ninlokaline gittiler orada da birkaç kişi ilebayramlaştılar..

Posofistan’ın tek yabancısı Camiiİmamı onlarla ilgilendi ve bir şeyler ısmarladı,halleştiler..

 İmam Niğdeli idi ve o da gurbettebayramını geçiriyordu..

..BurasıPosofistan dı, Marksist, Kürdistan ideailinin neferinibağırlarına basarlardı..

O da sürgündü kendisi de..Gülmüştü sürgün.

Bu tür olayları çok yaşamıştı, onavız geliyordu..

Vatan , Millet, Sakarya, Din, İmandemişti sürgün..

O yüzden Posofistanlıların “VatanHaini” demesi bir iltifattı artık!..

O yüzdendışlanmıştı, istisnalarda olacaktı tabi..

Bu OyunuKemalizm’in devamı Kenanizm zamanında işkence hanelerde çok görmüştü sürgün!..

Duramazdı oralarda sürgün.. 

Hemen diğer sürgün iledışarıya çıktılar.

O neydi?....

....ve arkadaşınauzatılan şeffaf poşetteki kırmızı şeyleri gördü..

Bunlar dı..

evet bunlardı sürgünün görmekistedikleri.. 

Hayret!..

“Ne ocağım var, ne buzdolabım var ne yapayım kionları!”

Poşeti almadı ve ikisinin de boyunları büküldü.. 

Birsüre konuşmadılar..

Öylece kalakaldılar.

Demek ki, buBayram da iki sürgüne de et nasip olmayacaktı..

 Hem deKurban eti.

 

* * *

 

Şu an Kurban Bayramının son günü ve sürgün halaKurban eti derdinde..

Cebinde paran var be kardeşim nearsız bir insansın..

Sanki Kurban eti yiyincesürgünlükten kurtulacaksın!..

Lokal de Kurban danKurban etinden, Bayramdan ve bazı kutsal değerlerdenbahedilince sürgün arsızlaştı ve bir can yoldaşı dalütfen:

“Sana et verelim!” demişti.

Hem de toplumun içinde negüzel bir teklif!..

Sürgün bu sözle doydu..

Hem fillerbüyüklüğünde Kurban etleri almışçasına..

 Ama: !Ocağımyok ki, pişireyim!” dedi kibarca lütfen teklife…

Sürgün ahdetmişti Kurban eti yememeye bu bayram buşehirde..

Veren var mı ki ahdetsin!...

Halt etmiş osürgünlüğünü bilsin..

Kurban eti kim, sürgün kim!...

Şayet sürgüne Kurban eti verilseydi o da bu bayram çiğKurban eti koklasaydı veya pişirip yeseydi Anvers tedeprem olurdu.

Sürgün arsızcasına lütfen bayramlaşan Konyalı nın lokantasına gitti.

Kurban eti niyetine et yiyecekti.

Ardından da bir sütlaç bir de Türk Kahvesi ve tellenensigara dumanı..

Anvers’te kutlanan Kurban Bayramınınson gününde Kurban Bayramı Ruhu’nun “Er kişiniyetine!” mi diye kalbinden bir sızı gelip ılık ılıkgeçti..

 

1994

Kurban Bayramı

Ahmet AYTAÇ

Antwerpen

BELGİE



834 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR HATIRA VE EGE’DE ALEVİLER - 01/06/2020
Ahmet Aytaç yazıyor
KURTULUŞ SAVAŞINDA İHANETLERİ GÖRDÜM - 31/05/2020
İhtilaller oldu ve Arap Abdi’nin torunu, Arnavut Rüstem’in torunları Gürcü Teyub’un torunuyla birlikte Milli Mücadeleye karşı düşmanca saldırırken Türkler’i Anadolu’dan sürmek ve Türk adını yok etmek için var güçleriyle çalışmaktalar,
SAVAŞ MANÇO'NUN ARDINDAN - 16/05/2020
Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço'yu kaybettik.
HASAN VE HÜSEYİN'İN HİKAYESİ - 11/05/2020
Hasan ve Hüseyin'in hikayesi.
İSLAMCILARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU YALANCI VE İFTİRACIDIR - 16/09/2018
Ahmet Aytaç
DOĞU BATI VE ORTASINDA KALAN TÜRKİYE - 15/07/2018
Ahmet Aytaç
İYİLERE MESAJIM - 01/07/2018
Ahmet Aytaç
"EYVALLAH" Dedi ve Gitti - 23/03/2018
Ahmet Aytaç
BİZ O GÜNLER ÇOK HEM ÇOK MUTLUYDUK!... - 04/03/2018
Yıl 1979 yer Manisa Cezaevi
 Devamı